FELÇ’İN 11.YILI
Dile kolay ama akıp giden zaman içerisinde o kadar kolay olmayan tam 11 yıl..
Geriye dönüp baktığımızda, vayy be neler yaşadık dediğimiz bir zaman dilimi. Bizden aldıklarının yanında, bize kattığı çok şeyler var bu 11 yılın. Tüm yorgunluklara rağmen, hastalığın bizden ayıramadığı bir anneye sahip olmak, yaşanılan bütün olumsuzlukları koca bir şükürler olsuna dönüştüre biliyor.
Öncelikle hala aynı kişi olmasa da bir anneye sahip olmak önemli bir artı. Bu kadar zaman geçtikten sonra artık vücut hasarının geri dönüşü olmadığını insan iyice idrak ediyor. Aslında bunu ilk yıllarda da anlamış oluyorsunuz, ancak ilerleyen bu süreçte yeni hastalıklar, beraberinde yeni huylar diğer bir tabirle yeni huysuzluklar da vuku buluyor.
Bir hastaya refakat etmek, özellikle bunu uzun bir dönem yapmak beden yorgunluğunun yanında mental olarak da çok yıpratıcı. Refakat eden tek bir kişiyse bu zorluk bir süre sonra bakıcı olan kişide de sağlık sorunları olarak geri dönüyor. Bizim ve annemizin şansı, çok çocuk sahibi olmak. Aslında kendi başına çok çocuk sahibi olmak da tek başına bir artı değil. Ama sorumluluk sahibi ve vicdanlı evlatlara sahip olmak gerçekten bu dünya üzerinde en büyük zenginlik. O sebeple biz bu sorumluluğu tüm kardeşler olarak bölüştük. Hal böyle olunca tek bir kişiye binmeyen yük eşit dağıldı ve bu hepimizin sosyal hayatını sorunsuz yaşamamıza zemin hazırladı.
ANNE ciğime gelecek olursak , zihin ve zeka olarak çok çok iyi. Hafızasında her hangi bir kayıp yaşamadı. Hatta biraz fazla iyi. İtiraf etmek gerekirse insan bazen bazı şeyleri unutsun istemiyor değil. Şaka bir yana bu oldukça iyi bir durum. Geçmişi, bugünü, tarihleri ve kişileri unutmuyor olması güzel. Ama bununla beraber takıntılı davranışlar geliştirdi. Bir toplantı, düğün vb. bir organizasyonun varlığından haberdar olmuşsa katılım sağlamak için çok istekli oluyor. Bunu bazen direkt olarak söylüyor ama bazen de hiç bir şey söylemeden olumsuz yanıt alacağını düşünerek söylemeyip bunu davranışlarına yansıtıyor. Uyumamak, öksürük nöbetleri, epilepsi nöbeti, surat asma, yemek yememe gibi davranış bozuklukları sergiliyor. Bunu yaptığı zamanlarda bizi oldukça zor durumda bırakıyor. Böyle yaptığı zamanlarda sorunun kaynağını bulabilmek için tüm tuşlara basıyoruz her seçeneği değerlendiriyoruz.
Evvelce bahsetmiştim sol gözde tamamen görme, sol kolda da tamamen işlev kaybı var. Sol bacakta da yüzde 80 güç kaybı var. Elinden tutup tuvalete veya yatağa gidebilecek kadar adım atıyor. Beslenmesi fazla olmasa da kilo artışı mevcut. Sağlığında da kilolu bir kadındı artarak devam etti. Hiper tansiyonu var bunun için iki ayrı ilaç kullanıyor. Epilepsisi (sara) mevcut. Sık olmasa da nöbetler geçiriyor. Uykusuzluk problemi var. Bazen 48 saat uyuyamayabiliyor bunu nasıl yapabildiğini hala bilemiyoruz. Bunun için uyku ilacı ve ek olarak antidepresan kullanıyor. Hareket kısıtlığından kaynaklı ödemi mevcut. Yaklaşık 9 sene evvel akciğer embolisi geçirdi. Tekrarlamaması için dozu giderek azalan kan sulandırıcı ilaç kullanıyor. Yaklaşık 3 senedir aynı dozda alıyor. Nadiren başın sağ tarafında bir ağrı hissediyor. Hissettiği tarafta stenti var. Ayağa kaldırdığımızda sıklıkla denge kaybı yaşıyor. Bu aslında sol gözün görmemesi ve sol kolun işlevsiz olduğundan vücudu sola çekmesinden kaynaklı. Ciddi bir idrar problemi var. Mesane idrarı depolayamıyor ve sürekli bir sızıntı halinde akıyor. Sondayı vücudu tutmadı sürekli attı ve enfeksiyona çok açık olduğu için kullanmadık. Doktorlar mesane dışından operasyonla sonda takmayı teklif ettiler onu da biz kabul etmedik.
İleri derece kemik erimesi mevcut. Bu sebeple bazı dişlerini tedavi etmek yerine çektirmek zorunda kaldık ki ileriki dönemde daha da sıkıntı oluşturmasın. Vücut kuruluğu çok fazla bakım sırasında sık nemlendiriyoruz bu şekilde herhangi bir yara açılmasının önüne geçmiş oluyoruz. Geçen sürede kolesterol, karaciğer enzimlerinde normal dışı değerler, tiroid problemleri de oluştu. Aslında bunlar yaşıyla da alakalı ortaya çıkan sağlık problemleri. Şu an güncel yaşı 67.
Bütün bu olumsuz sağlık problemlerinin yanında yaşadığı duygusal değişimlerde çok ilginç. Çok uyumlu ve uysal bir insanken karakter olarak agresif ve sabırsız oldu. Normal zamanlara her şeyi içinde tutarken pat diye insanların yüzüne söylemeye başladı. Ve tam 11 senedir bir damla dahi göz yaşı dökmedi. En son yoğunbakımda bilinçsiz yatarken yanaklarından yaşlar süzülmüştü bu son ağlaması oldu. Bir daha hiç ağlamadı. Ağlayamadığı için vücut acıya nasıl tepki vermesi gerektiğini bilmiyor. Ciddi kayıplar verdi hiç birine ağlayamadı. Yüzü kızarıyor ateşi yükseliyor, çarpıntı başlıyor, nefes alışları değişiyor ancak ağlayamıyor. Annemden sonra anladım ki, ağlayabilmekte bir nimet. Ağlamasını hepimiz merakla bekliyoruz. Belki ağlayabilse yılların içine yük ettiği her şeyden kurtulacak ama olmuyor.
Bizim geçen 11 yılımız bu şekilde. Elbette eksileri kadar artıları da oldu ama onu da bir başka yazıda paylaşırız.


Son yorumlar