<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ümit yaşar oğuzcan | ZübeyDeli</title>
	<atom:link href="https://zubeydeli.com/tag/umit-yasar-oguzcan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<description>Zübeyde&#039;ce Bir Bakış Açısı / Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Sep 2023 23:22:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.1</generator>

<image>
	<url>https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/cropped-favicon-150x150.png</url>
	<title>ümit yaşar oğuzcan | ZübeyDeli</title>
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title></title>
		<link>https://zubeydeli.com/379-2/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/379-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 05:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahim karakoç.sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[hasretinden prangalar eskittim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mihriban]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir asaf]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ümit yaşar oğuzcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=379</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİHRİBAN Hep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? Misal Abdurrahim Karakoç&#8216;un &#8220;Mihriban&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="wp-block-heading"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="597" class="wp-image-380" style="width: 150px;" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png" alt="" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-300x175.png 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> <strong><em> MİHRİBAN</em></strong></h1>



<p><strong>H</strong>ep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? </p>



<p>Misal <strong>Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un &#8220;<strong><em>Mihriban</em></strong>&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları sarı bile olmayan kadın mı? Neden<strong> Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un <strong><em>Mihriban&#8217;</em></strong>ından örnek verdim derseniz eğer,ruhum içten içe kıskanır <strong><em>Mihribanı</em></strong>…Şairin ruhuna tecelli eden sureti, şiirdekinden başka olsa da aşığın O&#8217;nda gördüğü ,O&#8217;nda bulduğu bir kadının duygusal doygunluğunun zirvesidir bana göre.</p>



<p>Şair kendinde var olan lezzetin, aşkın, hazzın, acının ,hasret sancısının zirvesine ulaşmış ve bu duygu yükünü yüreğinde daha fazla taşıyamayıp bize aktararak, yüzme bilip bilmediğimizi bile sormadan bizi aynı hüzün denizine salmıştır.</p>



<p>Hikayenin sonunda <strong>Abdurrahim Karakoç</strong> kavuşamadı <strong><em>Mihriban&#8217;</em>ına </strong>ama el değmeden göz süzmeden ismini dillere pelesenk etmeden de sevilebileceğini öğretti bize. Gıpta etti kadınlar <strong>Mihriban</strong>&#8216;<strong>a </strong>ve hasret kaldılar <strong><em>&#8220;lambada titreyen alevin&#8221;</em></strong> üşüdüğünü hisseden adamlara&#8230;Ne demişti şair ne saçları sarıydı ne de  adı <strong><em>Mihriban</em>dı</strong>. aşk ne demekse ,sevmek ne demekse, hasret ne demekse <strong><em>Mihriban</em>da</strong> o demekti aslında. Dinlerken gözünü kapatan herkes kendi <strong><em>Mihriban</em>&#8216;ını</strong> buldu karşısında. Dilerim ruhu bu denli ince olan Karakoç&#8217;un ruhunu toprak incitmesin.</p>



<p> Yaşı kırklı yaşların girişine adım atmış bir kadın olarak; gençliğin en deli, en öz güvenli,  ve genelde dış güzelliğin önem arz ettiği yaşlarını geride bırakmış, o güzelliğin yerine beyazlamaya başlan saçlar, gülümsemeyle dahi belli olan yüzdeki çizgiler ve biraz yokuş çıkınca sızlayan dizler almışken geride kalan o günleri özlüyor ve bir dizeye bile mısra olamadan heba olup gitti diyorum gençliğim. Bundandır <strong><em>Mihriban</em>&#8216;a</strong> kıskançlığım benim.</p>



<p><strong>Halbuki;</strong> <strong><em>Sezai Karakoç&#8217;un Mona rozası, Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ın Milyon kere Ayten&#8217;i, Özdemir Asaf &#8216;ın Laviniası, Atilla İlhan&#8217;n Maria Misakian&#8217;ı, Ahmet Muhip Dıranas&#8217;ın Fahriye ablası, Ahmet Arif&#8217;in Hasretinden prangalar eskittim</em> </strong>şiirleri de kadın güzelliğinin  şair gözbebeklerine yansıyıp ruhun süzgecinden geçerek dizede tekrar var olması değil mi? Elbette ki öyle, ancak bende tesirleri <strong><em>Mihriban</em></strong> kadar değildir. İşin özünde aşıklar ruhlarının tınısını kelimeden enstrümanlarla bizim ruhumuzun bam teline basarak dinletiyorlar ve bunun adına da şiir diyor. Her daim var olsunlar kelime kelime, dize dize ,hece hece..</p>



<p><em>Sarı saçlarına deli gönlümü<br>Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!<br>Ayrılıktan zor belleme ölümü<br>Görmeyince sezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Yâr deyince kalem elden düşüyor<br>Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor<br>Lâmbamda titreyen alev üşüyor<br>Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Önce naz sonra söz ve sonra hile<br>Sevilen seveni düşürür dile<br>Seneler asırlar değişse bile<br>Eski töre bozulmuyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tabiplerde ilaç yoktur yarama<br>Aşk değince ötesini arama<br>Her nesnenin bir bitimi var ama<br>Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Boşa bağlanmamış bülbül gülüne<br>Kar koysan köz olur aşkın külüne<br>Şaştım kara bahtın tahammülüne<br>Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tarife sığmıyor aşkın anlamı<br>Ancak çeken bilir bu derdi, gamı<br>Bir kördüğüm baştan sona tamamı<br>Çözemedim çözülmüyor Mihriban!</em></p>



<p></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/379-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
