<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ZübeyDeli</title>
	<atom:link href="https://zubeydeli.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<description>Zübeyde&#039;ce Bir Bakış Açısı / Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Sep 2023 23:22:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.1</generator>

<image>
	<url>https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/cropped-favicon-150x150.png</url>
	<title>ZübeyDeli</title>
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title></title>
		<link>https://zubeydeli.com/379-2/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/379-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 05:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahim karakoç.sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[hasretinden prangalar eskittim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mihriban]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir asaf]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ümit yaşar oğuzcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=379</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİHRİBAN Hep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? Misal Abdurrahim Karakoç&#8216;un &#8220;Mihriban&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="wp-block-heading"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="597" class="wp-image-380" style="width: 150px;" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png" alt="" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-300x175.png 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> <strong><em> MİHRİBAN</em></strong></h1>



<p><strong>H</strong>ep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? </p>



<p>Misal <strong>Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un &#8220;<strong><em>Mihriban</em></strong>&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları sarı bile olmayan kadın mı? Neden<strong> Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un <strong><em>Mihriban&#8217;</em></strong>ından örnek verdim derseniz eğer,ruhum içten içe kıskanır <strong><em>Mihribanı</em></strong>…Şairin ruhuna tecelli eden sureti, şiirdekinden başka olsa da aşığın O&#8217;nda gördüğü ,O&#8217;nda bulduğu bir kadının duygusal doygunluğunun zirvesidir bana göre.</p>



<p>Şair kendinde var olan lezzetin, aşkın, hazzın, acının ,hasret sancısının zirvesine ulaşmış ve bu duygu yükünü yüreğinde daha fazla taşıyamayıp bize aktararak, yüzme bilip bilmediğimizi bile sormadan bizi aynı hüzün denizine salmıştır.</p>



<p>Hikayenin sonunda <strong>Abdurrahim Karakoç</strong> kavuşamadı <strong><em>Mihriban&#8217;</em>ına </strong>ama el değmeden göz süzmeden ismini dillere pelesenk etmeden de sevilebileceğini öğretti bize. Gıpta etti kadınlar <strong>Mihriban</strong>&#8216;<strong>a </strong>ve hasret kaldılar <strong><em>&#8220;lambada titreyen alevin&#8221;</em></strong> üşüdüğünü hisseden adamlara&#8230;Ne demişti şair ne saçları sarıydı ne de  adı <strong><em>Mihriban</em>dı</strong>. aşk ne demekse ,sevmek ne demekse, hasret ne demekse <strong><em>Mihriban</em>da</strong> o demekti aslında. Dinlerken gözünü kapatan herkes kendi <strong><em>Mihriban</em>&#8216;ını</strong> buldu karşısında. Dilerim ruhu bu denli ince olan Karakoç&#8217;un ruhunu toprak incitmesin.</p>



<p> Yaşı kırklı yaşların girişine adım atmış bir kadın olarak; gençliğin en deli, en öz güvenli,  ve genelde dış güzelliğin önem arz ettiği yaşlarını geride bırakmış, o güzelliğin yerine beyazlamaya başlan saçlar, gülümsemeyle dahi belli olan yüzdeki çizgiler ve biraz yokuş çıkınca sızlayan dizler almışken geride kalan o günleri özlüyor ve bir dizeye bile mısra olamadan heba olup gitti diyorum gençliğim. Bundandır <strong><em>Mihriban</em>&#8216;a</strong> kıskançlığım benim.</p>



<p><strong>Halbuki;</strong> <strong><em>Sezai Karakoç&#8217;un Mona rozası, Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ın Milyon kere Ayten&#8217;i, Özdemir Asaf &#8216;ın Laviniası, Atilla İlhan&#8217;n Maria Misakian&#8217;ı, Ahmet Muhip Dıranas&#8217;ın Fahriye ablası, Ahmet Arif&#8217;in Hasretinden prangalar eskittim</em> </strong>şiirleri de kadın güzelliğinin  şair gözbebeklerine yansıyıp ruhun süzgecinden geçerek dizede tekrar var olması değil mi? Elbette ki öyle, ancak bende tesirleri <strong><em>Mihriban</em></strong> kadar değildir. İşin özünde aşıklar ruhlarının tınısını kelimeden enstrümanlarla bizim ruhumuzun bam teline basarak dinletiyorlar ve bunun adına da şiir diyor. Her daim var olsunlar kelime kelime, dize dize ,hece hece..</p>



<p><em>Sarı saçlarına deli gönlümü<br>Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!<br>Ayrılıktan zor belleme ölümü<br>Görmeyince sezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Yâr deyince kalem elden düşüyor<br>Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor<br>Lâmbamda titreyen alev üşüyor<br>Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Önce naz sonra söz ve sonra hile<br>Sevilen seveni düşürür dile<br>Seneler asırlar değişse bile<br>Eski töre bozulmuyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tabiplerde ilaç yoktur yarama<br>Aşk değince ötesini arama<br>Her nesnenin bir bitimi var ama<br>Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Boşa bağlanmamış bülbül gülüne<br>Kar koysan köz olur aşkın külüne<br>Şaştım kara bahtın tahammülüne<br>Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tarife sığmıyor aşkın anlamı<br>Ancak çeken bilir bu derdi, gamı<br>Bir kördüğüm baştan sona tamamı<br>Çözemedim çözülmüyor Mihriban!</em></p>



<p></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/379-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEG&#8217; e VEDA</title>
		<link>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 12:45:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Annem]]></category>
		<category><![CDATA[bakım hastası]]></category>
		<category><![CDATA[enjektör]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[mama]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<category><![CDATA[yatalak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artık bizim için peg yolculuğunun sonuna nihayet gelmiştik. Pegin takılmasının üzerinden 10 ay geçmişti. Anneme peg yoğun bakım aşamasında yaklaşık ilk üç aydan sonra takılmıştı. Başta bizi de her ne kadar endişelendirmiş olsa da, aslında oldukça süreci kolaylaştırmıştı. Gerek beslenme&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-e-veda/">PEG’ e VEDA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artık bizim için <strong>peg </strong>yolculuğunun sonuna nihayet gelmiştik. <strong>Peg</strong>in takılmasının üzerinden 10 ay geçmişti. Anneme <strong>peg</strong>  yoğun bakım aşamasında yaklaşık ilk üç aydan sonra takılmıştı. Başta bizi de her ne kadar endişelendirmiş olsa da, aslında oldukça süreci kolaylaştırmıştı. Gerek beslenme konusunda ve gerekse ilaç kullanımındaki rahatlık oldukça işimize yaramıştı. Malum olduğu üzere annemin   trakesi çıkmış olsa bile boğazdaki içeriden  iyileşme sürecinin uzaması, bir türlü geçmeyen öksürük nöbetleri ve sıvı alımındaki zorlanmalar sebebiyle açıkçası <strong>peg</strong> den ayrılmayı ertelemeyi düşünüyorduk. Biz düşünüyorduk ancak annem <strong>peg</strong> hortumunu kendine yeni bir oyuncak edinmişti. Uyanık olduğu her süre tıpkı tesbih sallar gibi sağ eli oradaydı. Felç sonrası tek elle hayatına devam etmesi gereken annem, o tek elini de birbiri ardına takıntılı hareketlerde kullanmayı adet edinmişti. Hortumu çekiştirmek, kapağını sürekli açıp kapatmak, ve ısrarla yerinden çıkartmaya çalışmak gibi&#8230;</p>



<p>İç çamaşırının içine saklıyor üzerine pijamasını çekiyorduk ama o yine yolunu bulup çıkartıyordu. Bir süre sonra içerden bantlamayı denedik, ama azimli canım anam onu da bir şekilde sökmeyi başardı. Ve nihayetinde anladık ki, annemin azmi bize galip gelmişti :).</p>



<p>Bu arada bantlamaktan bahsetmişken şu an banyo olayını nasıl yaptırdığımızdan bahsetmediğimi fark ettim. Anneme uzunca bir süre yatak banyosu yaptırdık. Yatak banyosunda malum olduğu üzere şarıl şarıl su dökme olayı olamıyor. Vücut temizliğini yaptırırken <strong>peg</strong>e su gelmeyecek şekilde nemli bez ile etrafını siliyorduk. Hastanın yıkanabileceği durumlarda ise, eczanelerde su geçirmez şeffaf bantlar mevcut. Öncesinde steril bez ile <strong>peg</strong> hortum girişi kapatılıp üzeri bantlanırsa banyo sırasında sudan muhafaza edilmiş olur. </p>



<p>Gelelim <strong>peg</strong> den ayrılmaya; bahsettiğim gibi annemin azimli uğraşları sonucu gastroenterolojiden randevu alarak gittik. Küçük bir muayene sonrası doktorumuz çıkabileceğine onay vererek çıkardı. <strong>Peg</strong>in çıkarılma işlemi oldukça kolay ve acısız. Sağa sola oynatma hareketi ile çekip çıkardı doktorumuz. işlem 15-20 sn. kadar sürdü. Doktorumuz tamam bitti deyince daha da şaşırdık. Ee dikiş atmadınız diye sorduk merakla, dikiş atmaya gerek olmadığı derinin tıpkı trake çıkma işlemi sonrası olduğu gibi büzülüp kendini kapatacağı bilgisini aldık. Yapmamız gereken tek şey o bölgeyi temiz ve kuru tutmak ve bunun yanında iki günde bir baticon ile pansuman yapmaktı. Söylenenleri aynı şekilde yaptıktan sonra bir hafta gibi bir sürede kapandı deri. Ama biz yine de tedbir amaçlı bir süre daha kapalı tuttuk. Şimdi ki süreçte izi bile belli olmuyor. <strong>Peg</strong> bizim için ya zamanında bunu da öğrendik diyeceğimiz bir anı olarak kaldı. Umarım sizler için aynı şekilde olur. Sevgiyle kalın.</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-e-veda/">PEG’ e VEDA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEG BAKIMI</title>
		<link>https://zubeydeli.com/peg-bakimi/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/peg-bakimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2022 20:12:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Annemle Öğrendim]]></category>
		<category><![CDATA[Annem]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[gıdatakviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hasta bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta çorbası]]></category>
		<category><![CDATA[hotum]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[mama]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<category><![CDATA[pegintıkanması]]></category>
		<category><![CDATA[yeme bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beni yakından takip edenlerin bildiği üzere bundan önce &#8220;peg&#8220;in takılma işlemi ve beslenmeden bahsetmiştim. Bu yazımda ise peg bakımı hakkında sizlerle deneyimlerimi paylaşacağım. Aslında peg görüntüsü kadar sıkıntılı bir beslenme yöntemi değil. İlk etapta karın bölgesinde bir deliğe yerleştirilmiş beslenme&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-bakimi/">PEG BAKIMI</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/peg.jpg" alt="" class="wp-image-373" width="162" height="242"/></figure></div>



<p><strong>B</strong>eni yakından takip edenlerin bildiği üzere bundan önce &#8220;<strong>peg</strong>&#8220;in takılma işlemi ve beslenmeden bahsetmiştim. Bu yazımda ise<strong> peg </strong>bakımı hakkında sizlerle deneyimlerimi paylaşacağım.</p>



<p>Aslında peg görüntüsü kadar sıkıntılı bir beslenme yöntemi değil. İlk etapta karın bölgesinde bir deliğe yerleştirilmiş beslenme hortumu dediğim gibi insanda ister istemez tedirginlik oluşturabiliyor. Ancak gerekli önlemler ve temizlikle gayet sorunsuz üstesinden gelinecek bir durum.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/peg2.jpg" alt="" class="wp-image-374" width="399" height="216" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/peg2.jpg 305w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/peg2-300x162.jpg 300w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" /></figure></div>



<p>Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, <strong>peg</strong> ile en sağlıklı beslenme şekli mama makinesidir. Makinenin damlalama sistemi belirlenen aralıklar ile besleme sağladığından. mamanın geri tepme olasılığı çok mümkün olmuyor. Tabi bu durum hastanız benim annem gibi bir hasta değilse. Annem sağlıklıyken yaşlı olan kendi annesinin bakımını yapıyordu. Anneannem yaşı dolayısıyla yeterli besleme alamadığından gıda takviyesi olarak ağızdan mama ile besleniyordu. Annem o mamayı her tükettiğinde bunu nasıl yiyebiliyor, kokusu çok ağır diye midesi bulanırdı. Bilmeyenler için dip not:<strong><em> (besin değeri yüksek olan bu mamaların muhteviyatında, bir çok vitamin takviyesi ve lif mevcut. Buda haliyle kokusunun biraz ağır olmasına sebep oluyor.)</em></strong> Bundan sebep olduğunu düşündüğümüz kusmalar başladı. Bunu da nasıl buna bağladınız derseniz, bilincini kaybetmeden önce normal serviste yatarken burundan yine mama takviyesi alıyordu. Ancak her mamanın mideye inmesinden sonra kusma refleksi olduğundan ve akabinde midede olanın tamamen dışarı çıkmasından dolayı, beslenme yarım bırakılıyordu. Çünkü kanama sonrası takılan stent baş bölgesinde olduğu için kusma refleksiyle gelen basınç oldukça tehlike arz ediyordu. Bu gibi durumlarda mamanın sürekli geri tepmesi  söz konusuysa, en sağlıklı olan sıvı çocuk maması kıvamında çorbaları enjektör yardımıyla<strong> peg</strong> yolundan oldukça yavaş bir şekilde vermek. Çorbalar tuz ve yağ miktarı minimum olacak şekilde ayarlanmalı, her türlü tortu süzülmeli, peg yolunu tıkayacak her şeyden arındırılmış olarak verilmelidir. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, çorba verilmeden önce doktora bu konu hakkında danışılmalı uyarıları dikkate alınmalıdır. </p>



<p><em>(Bizim yaptığımız çorba tarifi şu şekilde:mevsim sebzeleri o dönem kışa denk geldiği için havuç,karnıbahar,kereviz,soğan,sarımsak ve tavuk. pelte kıvamında haşladık.Tavukları içerisinden çıkarıp sebzeleri ezdik. İki defa ince süzgeçten geçirerek</em> <em>sebze özlü bir sıvı elde ettik. Az miktar zeytin yağı ekleyip vücut ısısına geldiği zaman peg yolundan enjektör yardımıyla azar azarverdik. Bunu sürekli evde taze hazırlayarak günde iki defa olacak şekilde hastaneye götürerek devam ettik.)</em></p>



<p>Hastanızı <strong>peg</strong> ile her ne şekilde beslerseniz besleyin, her beslenme sonrasında peg hortumunu besin artıklarından arındırmak için yine vücut ısısında suyu enjektör ile vermeniz gerekiyor. Aksi halde besinler geri tepip <strong>peg</strong> yolunu tıkaya bilir. Bu tıkanma maalesef bizim başımıza geldi. Açılması oldukça zor oluyor. İlk tıkanmada su vermemize rağmen yatış pozisyonuna erken getirdiğimiz için, verdiğimiz besin hortuma geri gelmiş orda bir tabaka şeklinde duruyordu. En anlaşılır şekilde size şöyle anlata bilirim, teşbihte hata olmaz tıpkı bir gider hortumu gibi tıkanma oluyor ve bu tıkanmadan dolayı hiç bir şekilde içeri su dahi veremiyorsunuz. Biz bu durumda hasta bakıcıdan yardım talep ettik.  En büyük boy hiç kullanılmamış bir enjektörü <strong>peg</strong> hortumuna taktı. Daha sonra enjektörün içindeki çubuk şeklindeki aparatını ileri geri çekmeye başladı. Tıpkı pompalama işlemi yapar gibi. Bu işlemi her yapışında hortumu tıkayan besinler hareket edip tekrar mideye ilerledi. Tekrar arkasından iki enjektör su ile işlem halloldu. Bundan sonra en az sekiz saat besleme gerçekleştirmedik. Daha sonra <strong>peg</strong> yolu bir kere daha bu şekilde tıkandı o zaman daha da zor oldu açılması. Sanırım bir saat kadar açma işlemiyle uğraştık ama sonunda kendimiz başardık. Bu sebeple gerçekten oldukça dikkat edilmeli.</p>



<p>Bir diğer önemli unsur ise, <strong>peg</strong> hortumunun vücuda bağlı olduğu noktanın hijyeni. Yukarıdaki görselde net bir şekilde görülmektedir ki, bu nokta arada bir vücuttan gelen sıvılar dolayısıyla ıslanmaktadır. Bu ıslaklık hem kötü kokuya hem de bir süre sonra o bölgede iltihaplı yaraya sebep olabilir. O bölgede bulunan üçgen kapak hafifçe yerinden oynatılarak sıvı kurutulmalı, steril bez ve batikon ile temizlenmeli ve kapak tekrar yerine itilmelidir. Bu hastalarda en endişe edilen şeyin enfeksiyon olduğunu düşününce bu basit işlemin nelerin önüne geçebileceği sanırım anlaşılmıştır. </p>



<p>Son olarak <strong>peg </strong>den hava girişi ve çıkışı; besleme işlemini  gerçekleştirecek kişi mutlaka eldiven kullanmalı. <strong>Peg </strong>hortumunun kapağı açıldıktan sonra besin aparatı takılmadan hortumun başı baş parmak yardımıyla tıpkı bir tıpa gibi kapatılmalı ve içeri hava girişi engellenmeli. Mideye dışarıdan bu şekilde girecek hava içeride şişkinlik oluşmasına sebep olmaktadır. bunun yanı sıra çok sık olmamakla beraber günde iki defa gibi kapak hafifçe aralanıp içeride olan gazın dışarı çıkması sağlana bilir. Eğer hastanızda geğirme refleksi varsa buna da gerek kalmayabilir. Ama genelde bilinçlerinin kapalı olduğu düşünüldüğünde rahatlatmak amacıyla yapılabilmektedir. </p>



<p><em>Bir sonraki yazı  <strong>peg </strong>in çıkartılma işlemi öncesi ve sorası yapılacak işlemler. </em></p>



<p></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-bakimi/">PEG BAKIMI</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/peg-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİDEN MERHABA</title>
		<link>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2022 21:35:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgeldin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın blog]]></category>
		<category><![CDATA[kalem]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[serkeş]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkese en kocamanından tekrar &#8220;MERHABA&#8221;. Uzunca bir süre malumunuz yoktum. Beni sürekli takipte olan arkadaşlar yokluğumu hemen fark etmiştir. Aramıza yeni katılan arkadaşlarında aman ne başı boş bir blog bu diye sitem ettiklerini duyar gibiyim. Herkes gibi hepiniz gibi benimde&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/">YENİDEN MERHABA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="has-drop-cap">Herkese en kocamanından tekrar &#8220;<strong>MERHABA&#8221;. </strong>Uzunca bir süre malumunuz yoktum. Beni sürekli takipte olan arkadaşlar yokluğumu hemen fark etmiştir. Aramıza yeni katılan arkadaşlarında aman ne başı boş bir blog bu diye sitem ettiklerini duyar gibiyim.</p>



<p>Herkes gibi hepiniz gibi benimde hayatımda inişler çıkışlar, yer yer dalgalar, fırtınalar, bazen uzun uzadıya bir boş vermişlik, öylesine bir serkeşlik, bir miktar melankoli, bir tutam nane, az biraz molla derken zaman epey uzadı. Ama bu uzun inzivanın elbet fazlaca birikimi oldu. Hem biraz bu birikimden hem de eksik bıraktığım konulardan tekrar yola koyulacağız. O kadar merak ettiğiniz, öğrenmek istediğiniz konunun olduğunu çok iyi biliyorum. Bana sosyal medya hesaplarımdan ve blog üzerinden yüzlerce soru geldi ve gelmeye devam ediyor. Bir kısmını cevapladım, bir kısmına dönmekte biraz geç kaldım hepinizden bu sebeple özür dilemek istiyorum. Bundan sonra daha aktif bir şekilde iletişimimizin olacağından endişeniz olmasın.</p>



<p>Şimdi en çok merak ettiğiniz bir diğer konuya gelelim; çoğunuz annemi ve son durumunu merak ediyor biliyorum. Annem iyi tabi ki bakım hastası ama geçmiş dönemlere göre gayet iyi durumda. Bizim bu hastalıkla başlayan yolculuğumuz 7. senesinde. Çok kolay olmadı ancak bir çok şeyi de geride bırakmayı başardık. Dediğim gibi bir çoğunu geride bıraktık ama daha yeni birçoğuyla tanıştık. Bu hastalık beraberinde yeni bir çok hastalığı da getiriyor. Ve hepsiyle zamanla tanışma durumunda kalıyorsunuz. Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman geçtiğimiz bütün süreçleri kademe kademe sizlere aktarmak istiyorum. İnancım odur ki, benim tecrübelerimin sizden birinize dahi ışık olması. Dedim ya o kadar çok anlatacak serüvenim var ki, bu yazı hem bir merhaba hem de kısaca bir giriş olsun. </p>



<p>O zaman hepimiz yeniden bu çatı altına hoş geldik mi?</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-1024x587.jpg" alt="" class="wp-image-370" width="185" height="106" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-1024x587.jpg 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-300x172.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-768x441.jpg 768w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1.jpg 1140w" sizes="(max-width: 185px) 100vw, 185px" /></figure>





<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1.jpg" alt="" class="wp-image-369" width="256" height="256" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1.jpg 150w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1-80x80.jpg 80w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/">YENİDEN MERHABA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar&#8230;</title>
		<link>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 14:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman birbiri ardınca günleri alırken kendi safına ne kadar ilerlediğini anın içerisinde his edemiyor insan. Belki bir mola anında,yada anımsarken geçmişi &#8220;vayy be&#8221; o kadar oldu mu nidasi istemsiz dökülüyor dudaklardan. Şu an bulunduğum zaman diliminin içerisinden geçmişe göz ucuyla&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/">Bir Zamanlar…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>



<p class="has-text-align-center"><strong>Z</strong>aman  birbiri ardınca günleri alırken kendi safına ne kadar ilerlediğini anın içerisinde his edemiyor insan. Belki bir mola anında,yada anımsarken geçmişi &#8220;vayy be&#8221; o kadar oldu mu nidasi istemsiz dökülüyor dudaklardan. Şu an bulunduğum zaman diliminin içerisinden geçmişe göz ucuyla baktığımda aynı şaşkın ifadeyle aynı tepkiyi verdiğimi fark etmemin yanında,onca telaşına, yorgunluğuna, üzgünlüğüne rağmen geçen zamanın aile olarak bize kattıklarını düşünmeden edemiyorum.</p>



<p class="has-text-align-center">Bedenen ve ruhen terbiye edilmek; terbiye edildik demek belki bu kelimenin kendi öz manasını düşününce biraz ağır gelebilir. Ancak maddenin fazlaca anlam kazandığı dünyamızda, maddenin ne kadar hiç olduğunu anlamakla beraber, manevi duyguların bir anda zirve yapması hali insan ruhunu terbiye etmekten başka bir şey değilse nedir? Tüm gücün yaratıcının elinde olduğunun idrakine varmasıyla insanın acziyetini kabulü tamda orda başlıyor. Bu acizlik, bu kabul ediş aslında insana bir silkelenme, bir kuvvetle beraber ayakta kalma dirayeti sağlıyor.</p>



<p class="has-text-align-center">Çünkü süreç zorlu, imtihan ağır. Bir inanış, bir inanç, bir umut yetiyor o anda sizi tekrar hayata bağlamaya. İnanmak gerekiyor başarmak için hatta savaşabilmek için. İnanmak; o umudun peşi sıra elinden gelen her şeyi yapmak. Yaptıktan sonra olmuyorsa o zaman en azından savaşa bildik ama bizim gücümüz ancak buna yetti diyebilmek. </p>



<p class="has-text-align-center">Dedim ya, şimdi geriye dönüp geçen zamana bakınca,<em>(ki bu zaman yaklaşık 6 sene oldu)</em> zamanın uzunluğuyla beraber başarmanın mutluluğu sarıyor içimi. Hastane kokusu, koridorları, soğuk yoğun bakım üniteleri, hasta yakınlarının iç yangınlarına rağmen tıpkı bir mermer misali buz kesmiş yüzleri, doktordan haber gelene kadar boşluğu süzen anlamsız bakışları, ölüm olmasa dahi herkesi saran ölüm sessizliği geride kalmış. Kalmakla kalmamış üzerine de dolu dolu beş sene katmış. </p>



<p class="has-text-align-center">Geçen zamanı bir kaç cümleyle özetlemek inanın olacak şey değil. Her anını, her zorluğunu, kaydedilen her başarıyı size sırasıyla anlatmak istiyorum. Biliyorum bu  yazıları kaleme almam biraz geç oldu. Ama istiyorum ki, birileri bir yerlerde yalnız olmadığını bilsin, bu yollardan onlardan önce geçenlerin varlığını hissetsin. Ve belki de okuduklarıyla bu yolda daha güzel gelişmeler kaydetsin. Ben bu yolculuğa annemle çıktım.Sizin serüveninizin kahramanı anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınız vs. olabir. Ama hissettiklerimiz aynı. Aynı hüznün sızısı hepimizin yüreğine işledi. Siz benim kaderdaşlarımsınız hepinizi bu yüzden çok seviyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><em>Bakalım bu yolculukta <strong>ANNEM </strong>bizi hangi serüvenlere götürecek hep beraber göreceğiz. Takipte kalmayı unutmayın.</em></p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized is-style-rounded"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2021/07/anne-eli.jpg" alt="" class="wp-image-363" width="343" height="218"/></figure><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/">Bir Zamanlar…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğun Bakım Sonrası Hayat</title>
		<link>https://zubeydeli.com/yogun-bakim-sonrasi-hayat/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/yogun-bakim-sonrasi-hayat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2018 12:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Annemle Öğrendim]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<category><![CDATA[Solunum cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[trake]]></category>
		<category><![CDATA[Trakeostomi]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatınızın bir döneminde bir sebepten dolayı yolunuz yoğun bakım kapısına kadar vardı. Kapısına kadar vardı diyorum çünkü; içeride bir yakınınız var ve onun ciddi bir sağlık problemi var ve ne yazık ki payınıza kapı önündeki bu endişeli bekleyiş düştü. Eğer&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yogun-bakim-sonrasi-hayat/">Yoğun Bakım Sonrası Hayat</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-307 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/03/yogun-bakim-unitesine-bagli-kadin-hemsirelerin-8148464_x_6211_o-728x410-300x169.jpg" alt="" width="316" height="178" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/03/yogun-bakim-unitesine-bagli-kadin-hemsirelerin-8148464_x_6211_o-728x410-300x169.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/03/yogun-bakim-unitesine-bagli-kadin-hemsirelerin-8148464_x_6211_o-728x410.jpg 728w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Hayatınızın bir döneminde bir sebepten dolayı yolunuz yoğun bakım kapısına kadar vardı. Kapısına kadar vardı diyorum çünkü; içeride bir yakınınız var ve onun ciddi bir sağlık problemi var ve ne yazık ki payınıza kapı önündeki bu endişeli bekleyiş düştü.</p>
<p>Eğer bir seçeneğim olsa idi içerisi mi yoksa dışarısı mı diye, sanırım içeride olmayı seçerdim. Çünkü dışarıda binlerce kez nefesinizin kesildiğini, zeminin ayaklarınızın altından kaydığını ve hatta ve hatta defalarca öldüğünüz hissini yaşıyor ama yinede içinizde kopan onca fırtınaya rağmen bir dağ gibi dimdik ayakta duruyorsunuz. Abarttığımı düşünenleriniz varsa eğer, muhtemelen yoğun bakım kapısı nöbeti yaşamamış şanslı kesimdendir ve dilerim bu deneyimi hiçbir zaman yaşamazsınız.</p>
<p>Hastanız yoğun bakıma sağlık problemiyle beraber girdi. Onu dışarıda beklerken ki ümidiniz, biraz toparlanacak, iyi bir bakımla eskisinden daha iyi olacak ve çıkacak. Üzgünüm bu genelde böyle olmuyor, tabi istisnalar dışında.</p>
<p><strong>Yoğun bakım hastası demek; &#8220;ciddi sağlık problemleri olan hasta demektir.&#8221;Yani bir yerinde bulunan sorunun, başka bir organı da etkisi altına alması riskiyle beraber, soluk alamama, ani değişim gösteren kan değerleri ve kan basıncı, hiç olmamasına karşın şeker problemi ve yine hiç olmamasına karşın kalp krizleri vs..</strong></p>
<p>Bunların hiçbirini korkutmak için yazmıyorum ama yoğun bakım hastanız varsa eğer, muhtemelen bu komplikasyonların çoğunun gelişebileceği konusunda doktorunuz tarafından uyarıldınız yada bu komplikasyonları hastanız yaşarken sizde dışarıdan yaşadınız. Elbette dileğimiz hiçbirini hayatınızın hiçbir döneminde yaşamayın ancak bazen hayat dileklerimizin dışında ilerleyişini sürdürüyor.</p>
<p>Şimdi hastanız yoğun bakımda solunum destek ünitesine bağlandı. Bu bir süre sonra yeterli olmadı ve trake yolu açıldı. Daha sonra burundan beslenme yeterli olmadı veya enfeksiyon kaptı ve bundan sebep mide beslenme hortumu takıldı. Bir komplikasyon geçirdi ve akciğer enfeksiyonu oluştu. Hastalığının durumuna bağlı olarak  vücudunun bir tarafında yada tamamen inme durumu gerçekleşti. Tekrar gözden geçirelim hastanızın normal bir şekilde acile götürdünüz yada normal bir ameliyata girdi ve şimdi de durum bu. Felçli, boğaz ve midede delik ve hortum, nefes alma problemi, enfeksiyon, konuşamama, muhtemelen gözünün birinde görme kaybı,tuvalet ihtiyacını hiçbir şekilde gidermesi zaten söz konusu dahi değil ve birde olasılıklardan biri sizi tanıyıp tanımama durumu. Evet ve doktorunuz hastanızın artık bilincinin açıldığını ve servis aşamasına geldiğini söylüyor.</p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;Kafanızda tek bir soru var: Ben ne yapacağım?&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>Size şu kadarını söyleyeyim hayatınız boyunca yaşadığınız çaresizlikleri bir kefeye koyun ve karşısına da bu çaresizliği koyun, emin olun bu daha ağır  basacak. Hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştınız şimdi ne yapacağınız konusunda tek bir fikriniz dahi yok.</p>
<p>Öncelikle korkmayın ve sakin olun, bu yapamayacağınız bir şey değil. Sizin gibi bir çok kişi üstesinden geldiğine göre sizde gelebilirsiniz. Doktorlar bunun bilincinde olarak size güvenerek hastayı size teslim ederler. Hem yoğun bakım sırası bekleyen onlarca hastayı tedavi etmek için hemde artık hastanız bir bakım hastası olduğundan dolayı, bu sürece bir yerden başlamanız gerektiği için bunu yapmak zorundadırlar. Sakın hastamıza haksızlık edildi, bu hasta bu şekilde nasıl servise alınır düşüncesi içine girmeyin, tamda bu şekilde servise alınır.</p>
<p>Yoğun bakımdan servise geçme esnasında sizi hastanızın yanına alarak yapmanız gereken işlemler konusunda göstererek bilgi verirler. :Hemşire size aspirasyon yapmayı öğretirken siz o hortumu nasıl indiricem ya bir şey olursa endişesine çoktan girmiş olursunuz. Daha bu korkuyu atlatamadan peg ile besleme, peg hortumunun temizliği, sonda takımı, kanül değişimi derken yerinizde nasıl sendelediğinizi tahmin ediyorum. Sakin olun. Bunları size anlatan hemşirede sizin bizim gibi birisi. Evet eğitim aldı ve evet bir çok hasta tecrübesi var, yatakta yatan kişide sizin canınız.&#8221; <strong>O&#8217;na sizden daha iyi kim bakabilir?&#8221; </strong>Bunların hepsi bir kaç denemeyle öğrenilecek şeyler. Hastanız ilk aşamada serviste olacağından bu süreçte zorlandığınız yerlerde hemşire yardımıyla gayet iyi bunun üstesinden gelebilirsiniz. Hastanızın artık yatak hastası deyip sürekli yatakta olmasına sakın izin vermeyin. İki saatte bir pozisyon vermeli ve ara ara oturur pozisyona getirmelisiniz. Tabi ki bu hastaların bel kordinasyonu olmadığından bunu yatak ve yastık yardımıyla yapmanız gerekiyor. Oturur pozisyondayken avuç içinizle sırtına küçük darbeler vurarak balgam atımını kolaylaştırmanız gerekmektedir.Kendinize güvenin ve sakin olun. Her şey daha güzel olacak henüz yolun başındasınız. Ve bu bir süreç hep böyle kalmayacak tabi sizin yardımınızla.</p>
<blockquote><p><strong><em>Onun ve sizin sağlığınız için önce hijyene sonra kurallara dikkat edin ve bunlardan sonra her şeyi sonsuz sevgi ve şevkatinizle yapın. Göreceksiniz her şey güzel olacak&#8230;</em></strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yogun-bakim-sonrasi-hayat/">Yoğun Bakım Sonrası Hayat</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/yogun-bakim-sonrasi-hayat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>40</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trakeostomi sonrası ilk nefes</title>
		<link>https://zubeydeli.com/trakeostomi-sonrasi-ilk-nefes/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/trakeostomi-sonrasi-ilk-nefes/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Feb 2018 13:18:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Annemle Öğrendim]]></category>
		<category><![CDATA[anevrizma]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazda delik]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ne zaman nefes alacak]]></category>
		<category><![CDATA[solunum destek ünitesi]]></category>
		<category><![CDATA[trake]]></category>
		<category><![CDATA[Trakeostomi]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=298</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Beni takip edenler veya trakeostomi  araması sonucunda yolu düşenler, daha önceki yazılarımı muhtemelen okumuşlardır. Şimdi gelen sorular doğrultusunda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım.&#8221; Yoğun bakım ünitesinin ne denli sevimsiz ve soğuk olduğundan bahsetmiştim. Okuyucularımdan biri &#8220;burası gri, Ankara gibi gri ve soğuk.&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/trakeostomi-sonrasi-ilk-nefes/">Trakeostomi sonrası ilk nefes</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-300 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/nefes_terapisi-1-300x295.jpg" alt="" width="300" height="295" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/nefes_terapisi-1-300x295.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/nefes_terapisi-1.jpg 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />&#8220;Beni takip edenler veya trakeostomi  araması sonucunda yolu düşenler, daha önceki yazılarımı muhtemelen okumuşlardır. Şimdi gelen sorular doğrultusunda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım.&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>Yoğun bakım ünitesinin ne denli sevimsiz ve soğuk olduğundan bahsetmiştim. Okuyucularımdan biri &#8220;<strong><em>burası gri, Ankara gibi gri ve soğuk. Burası sevimsiz insanlar mecburen gülümsüyor&#8221;</em></strong>  diye yazmış. O kadar doğru bir benzetme ki, orası adeta çaresizliğin betona bürünmüş hali gibi.</p>
<p>Bu denli çaresiz ve soğuk ortamda bir ümit ışığı buldunuz ve hastanız daha da rahat etsin diye trakeostomi yapılması için imza attınız. Şimdi haklı olarak hastanızın normale dönmesini bekliyorsunuz. Bu beklentide çok haklısın ancak, bu hemen gerçekleşemiyor ne yazık ki. Öncelikle hastanın biraz zamana ihtiyacı var.</p>
<p>Akciğerler çok çabuk tembelleşen organlardır. Bir süre solunum desteği almışsa eğer, bırakın solunum desteğini kısa süreli oksijen takviyesi alsa dahi hemen işlevinde yavaşlık gösterir. Teşbihte hata olmaz pamuk şeker makinesinde şekeri pamuk haliyle sopaya sararlar ya, aynen o şekilde balgam üretmeye başlar. Organ zaten tembelleşmiş, eee bir de üzerinde balgam oluşmuş, normal olarak nefes alması tahmininiz üzerine biraz zor olacaktır.</p>
<p>Eğer bir de trake öncesinde ağız yoluna solunum hortumu indirilerek solunum yapması sağlanmışsa ve üstüne birde hastanın bilinci kapalıysa bu durum maalesef uzayacaktır.</p>
<p>Annem üzerinden anlatacak olursam trake açıldıktan sonra, 3 aydan fazla bağlı kaldı solunum destek ünitesine. Her gün aynı saatte o soğuk, o yaşamla ölüm arasında araf gibi duran yoğun bakım ünitesinin kapısında bekliyorduk. Haftada sadece 2 gün 10 dk. lığına yanına girebiliyor, diğer günler küçücük bir ekran karşısında tek bir hareketini görebilmek için can atıyorduk. O da 3-4 dakika kadar. Ve gördüğümüz sadece solunum destek ünitesinin kocaman hortumları, kablolar hepsi bu. Nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Hastanızın bütün güzelliğini, sıcaklığını kapatan o aletlerin ne zaman çıkacağını  ve ne zaman bunlardan kurtulacak hissini sizler kadar iyi biliyorum. Her görüş sonrası doktorun yüzüne bir ümit bakarak hadi bugün ne olur iyi bir şeyler söylesin umudunu taşıyan bakışlarla bakmayı ve her umutlu bakışın doktorun göz bebekleriyle karşılaşınca nasıl söndüğünü  biliyorum. Size şu kadarını söyleyeyim, doktor çoğu kez bana ümidini kırmak istemem ama bekleme dedi, <strong>&#8220;BEKLEME&#8221;</strong> nede kolay söyledi. Her konuşma sonrası doktorun sesini kardeşlerime atmak için telefonuma kaydediyordum. Kaydediyordum evet ama ne yazık ki atamıyordum. Çünkü cümlelerin onların içerisindeki ümidi almasını istemiyordum.</p>
<p>Annemi defalarca solunum destek ünitesinden ayırmaya çalıştılar ve bu hep hüsranla sonuçlandı. Doktor bugün bir saat ayırdık ama geri takmak zorunda kaldık diyor, ertesi gün ayırmamızla hastanın tıkanması bir oldu ve mecburen geri taktık diyor, bir başka gün ayırmamız mümkün değil diyordu. Enfeksiyon mevcut, balgam atımı çok, bilinç kapalı ve hasta zatürre&#8230; Günler bir umutsuzluk çemberine dönüşmüştü artık. Öyle oluyor ki her gün bir ümitle gittiğiniz hastaneye bir süre sonra omuzların düşük, adımlarınız ağır ve ümidiniz bitmiş olarak gidiyorsunuz. Çünkü ekrana baktığınızda yine o mavi hortum sevimsiz haliyle karşınızda duracak. Bu öyle bir durum ki, insan kendini tamamen ona şartlandırıyor. Eğer solunumdan kurtulursa her şey düzelecek. Evet düzelecek ama bu sadece kendi başına olan bir şey değil.</p>
<p>Hastanın kendi durumunu idrak etmesi gerek. Siz istediğiniz kadar çırpının hasta eğer iyileşmeyi kabul etmezse bütün bu uğraş zorlaşıyor. Evvela hastanın bilincinin açılması gerekli. Bilinç açıldı diyelim, şimdi kendimizi onun yerine koyup empati kuralım; bir uyandık çaresiz bir haldeyiz, nerede olduğumuz konusunda fikrimiz yok, ve her tarafımızda hortum, kablo ve serum var<strong> </strong>ve<strong> </strong> kulağımızda  da makine sesleri <strong>ne yapardınız?</strong> Bu durumu idrak etmek biraz zaman alıyor. Hastaların çoğu, durumu başta kabullenmiyor. Biz dışarıdan sadece onların küçük parmak hareketleri ve bakışlarını görüyoruz, onlar iç dünyalarında büyük bir savaş veriyorlar. Hasta önce durumu kabullenecek, sonra vücudundaki hasarı tespit edecek, nereye hükmediyor nereye hükmedemiyor. Sonrasında hükmedemediği organlarının bir süre yasını tutacak, Bunun da akabinde onlara tekrar hükmetmek için savaşacak. Biz bu çırpınışı dışarıdan sadece küçük göz kırpmaları ile görüyoruz. Oysa içeride durum farklı.</p>
<p>Bize düşen her fırsatta telkinde bulunmak.&#8221;<strong><em> Bu bir süreç, İyi olacaksın ve ben her ne olursa olsun bu kapının arkasındayım. Aramızda sadece bir kapı kadar mesafe var. Burası ve burada ki her şey daha iyi olman için. Sen çok güçlü bir insansın. Bu savaşı beraber kazanacağız. Ben hep yanında olacağım. Nefes almayı denemen gerekiyor. Elimi sıkmayı denemelisin, haydi bunu yapabilirsin &#8220;</em></strong></p>
<p>Hasta uyuyor olsa dahi bu telkinlerden vazgeçmeyin. Yanında ağlamak yada bensiz yapamam sakın gitme demek inanın fayda vermiyor. Sizin çaresiz görünmeniz onunda ümidini söndürür.</p>
<p>Hastanın kendi durumunu algılaması bilinç açıldıktan sonra en az bir ay kadar sürüyor. Sonrasında solunumdan kısa süreli ayrılıklar yaşayacak ve tekrar oksijen seviyesinde düşme olduğundan solunum desteğine bağlanacaktır. Bu ara ara tekrar edecek hatta tekrarların sık olma ihtimalide var, bu sizi korkutmasın.Bunlar normal süreçler. Akabinde solunumdan ayrılma sürelerinde uzama olacak. Bir saatten iki saatte, derken beş saat hatta bir güne çıkacak. Bir hafta kadar solunum destek ünitesinden ayrıldı ve her şey normal ama yine tıkandı diyelim. Ne dedik<strong> &#8220;ümitsizlik yok&#8221; </strong>bu da olacak ihtimaller dahilinde. Solunum desteğinden bir haftadan uzun süre ayrı kalmayı başarırsa artık yoğun bakımdan terhis olma vakti geldi demektir. Ama dediğim gibi uzun sürecek sadece biraz sabır.</p>
<p>Hastanın ağızdan beslenememesine çok takılmayın. Sadece doktor izni ile pamuk yardımı ile dudaklarını ıslata bilirsiniz. Çünkü dudakları çok kuruyor. Ve bunu yapmak hastaya da çok iyi geliyor. Uzun süredir ağızdan bir şey alamamış, dil tekrar tat alıyor, yutma fonksiyonu devreye giriyor, dudak hareket ediyor. Bütün bunlar yaşamsal hareketler. Uzun süre bunlardan uzak kalan birisinin bunları tekrardan hatırlaması, yaşama dair ona umut verir ve psikolojik olarak  iyi gelecektir. Ben su şişesinin kapağı ile ağzına su damlatıyordum, tabi dediğim gibi bunu doktordan  izin alarak yapmalısın.</p>
<blockquote><p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-301 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/1545984_634647539935388_1364624232_n-300x111.jpg" alt="" width="351" height="130" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/1545984_634647539935388_1364624232_n-300x111.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/1545984_634647539935388_1364624232_n-768x284.jpg 768w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/1545984_634647539935388_1364624232_n.jpg 843w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" />Değerli hasta yakını olan kederdaşım; bu süreçlerin hepsinden geçtim. Nasıl üzgünsün, nasıl kırgın ve yorgunsun inan çok iyi biliyorum. Yediğin yemekten, içtiğin suya hatta ve hatta yürüyebiliyor olmaktan dahi hicap duyuyorsun seni anlıyorum. Bu çaresizlik girdabının seni içine çekmesine izin verme. Verme ki, O&#8217;nun içinde her şey güzel olsun. Sen iyi ol ki, O&#8217;da iyi olsun. Ümitsizlik yok, pes etmek hiç yok. Taktir tabi ki yüce Yaradanın, ona boynumuz kıldan ince lakin çıkmadık candan ümit kesmek niye? Haydi yas tutmayı bırak. Bütün dualarım  ve burada aynı ortak acının parçası olan herkesin duaları seninle. Daha güzel, daha sağlıklı ve hayat dolu günlerde buluşmak ümidiyle sevgiyle kal&#8230;.</em></strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/trakeostomi-sonrasi-ilk-nefes/">Trakeostomi sonrası ilk nefes</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/trakeostomi-sonrasi-ilk-nefes/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>40</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</title>
		<link>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2018 12:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[0-6 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[kut]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutslu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuz olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuz olmak kader midir?]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk seçim mi]]></category>
		<category><![CDATA[saadet]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz mutsuz]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=292</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUTLULUK:  TDK&#8217;da &#8220;bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik&#8221; olarak açıklanmaktadır. Bilimsel olarak açıklaması ise; Vücudun salgıladığı  melatonin, serotonin ve endorfin hormonlarının kişinin mutlu olması üzerinde rol oynadığı görüşüdür. Bu hormonlar salgılandığı zaman kişi&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/">MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span style="color: #800080;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-295 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168-300x209.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168.jpg 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />MUTLULUK:  <span style="color: #000000;">TDK&#8217;</span></strong><span style="color: #000000;">da<em> &#8220;bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik&#8221; </em>olarak açıklanmaktadır.</span></span></p></blockquote>
<p><strong>Bilimsel olarak açıklaması ise; </strong>Vücudun salgıladığı  <strong>melatonin</strong>, <strong>serotonin</strong> ve<strong> endorfin</strong> hormonlarının kişinin mutlu olması üzerinde rol oynadığı görüşüdür. Bu hormonlar salgılandığı zaman kişi kendini daha iyi ve mutlu hissetmektedir. Bir çok yiyeceğin bu hormonların salgılanmasına katkı sağladığı bir çoğumuzun bildiği bir gerçektir. Hatta en bilineni malumunuz çikolatadır. Bunun yanı sıra yapılan bir çok fiziksel aktivite vücudun <strong>adrenalin</strong> seviyesini yükselteceğinden, kişinin kendisini  daha zinde ve mutlu hissetmesi konusunda yardımcı bir faktördür.</p>
<h2>MUTLULUK KADER MİDİR?</h2>
<p><strong>M</strong>utluluğu kısaca açıkladıktan sonra, gelelim asıl mevzuya. Birçoğumuz aslında mutluluğun ne demek olduğunu ve bu duygu içerisindeyken kendimizi ne denli iyi hissettiğimizi biliyoruz. Bu tarifi olmayan ancak insanı bir çok konuda tekrarı için teşvik eden bir duygu bütünüdür.</p>
<p>Mutluluk kimileri için maddiyatla doğru orantılıyken, kimilerine göre de maneviyatla ilintilidir. Bir kısıma göreyse hem maddi hemde maneviyatla doğru orantılıdır. Yani mutlu olmak için sadece paraya ihtiyaç duymayarak, paranın yanında <strong>sağlık, eş, dost</strong> gibi faktörlerinde olması gerekliliğidir.</p>
<p>Herkes kendince hedeflediği bir amaca ulaştıktan sonra <strong>mutluluk</strong> onun için arzu edilen sonuçtur. Bekar biri için bir hayat arkadaşı bulmak,  evli için çocuk sahibi olmak, işsiz için iyi bir işe girmek, öğrenci için mezun olmak bu ve bunun gibi uzun vadede hedeflenmiş şeylerin tümüne ulaşmak, mutluluğa ulaşmakla eş değerdir.</p>
<p>Günümüzde mutlu olmak için bir sebebe ihtiyaç duymayıp, her gün yeni bir güne merhaba diyebildiği, yürüdüğü, konuşabildiği veya rahatlıkla nefes alabildiği için mutlu olan insanların sayısı ne yazık ki çok az. <strong>Polyanna</strong>  olarak adlandırdığımız bu gurubun sayıca az olmasında, <strong>ekonomik ve ruhsal sıkıntılar</strong> elbette başta geliyor.</p>
<p><strong>Peki mutsuz olmak; kader midir, yoksa seçim mi? </strong>Yaşayan her insan için bir kader döngüsünün varlığı inancımıza göre hepimizce malum olan bir gerçekliktir.<strong> Zenginlik-fakirlik,</strong> <strong>hastalık-sağlık</strong> gibi olguların tamamen kader ile alakalı olarak hayatımızda var olduğuna inanmaktayız. Olumsuz olan her yazı, aslında bizim mutsuz olmamız için değil, olumsuzluklar karşısında ne derece sabır gösterip şükür edeceğimizle alakalıdır. İnsan en zor durumlarda bile mutlu olabileceği sebepler bulabilmeli ve bu sebeplere tutunarak hayata yeniden merhaba demeyi başarabilmelidir.</p>
<p>Bu yaklaşımdan yola çıkarak şunu diyebilir ki, <strong>&#8220;MUTLULUK&#8221; </strong>kader değil seçimdir, İnsan yaşadığı müddetçe mutlu olmak istediği sürece kendisini mutlu edebilecek bir çok neden bulabilir, bunlara sarılabilir ve varlıklarıyla gerçek mutluluğa uzanabilir.</p>
<p>Mutluluğa ulaşmak bir bakıma <strong>huzura</strong> ulaşmaktır. Huzura ulaşmak <strong>şükürden</strong> geçmektir. Gecenin ardından doğan güneşe, karanlıktan aydınlığa ulaştırana teşekkür etmesi insanın o güne pozitif başlamasına vesile olacaktır. Güne bu şekilde olumlu düşüncelerle başlayan kişi, etrafındakileri de pozitif ışığı ile etkileyecek ve bir mutluluk halkası oluşmasına vesile olacaktır. Bu kişi kendisi mutlu olmayı seçmiş ve etrafındaki herkesin mutluluğuna farkında olmadan etki etmiştir.</p>
<p>Aynı sabaha uyanan başka birisinin<strong> &#8220;off yaa yine mi sabah oldu&#8221;</strong> olumsuzluğu ve bu olumsuzluk çerçevesindeki mutsuzluğu kendisini mutsuz etmekle kalmayarak, çevresindeki herkesi aynı oranda mutsuz edecektir. Çünkü farkında olmadan etrafına yaydığı negatif enerji ile ister istemez çevresini etkilemesi söz konusudur.</p>
<p>Kısaca meselenin özü <strong>mutlu olmak kader değil yaptığımız seçimdir.</strong> Ve bu seçim tamamen bizim kendi hür irademizle alakalıdır.</p>
<h2>&#8220;Sonsuz Mutsuzluk&#8221;</h2>
<p>Sonsuz mutsuz olan insanlar. Ne olursa olsun olumlu veya olumsuz her konuda kendilerini mutsuz etmeyi başaran insanlar. Bir çoğumuzun çevresinde var olan bu insanları ne yazık ki sevmiyorum. Bana göre bu insanlar mutlu olmayı bilmiyorlar. Hani vardır ya böyle tipler, cennete girse &#8220;<strong><em>ayy burası neden bu kadar güzel&#8221;</em></strong> diye şikayetçi olacak olanlar. Hayata her zaman en olumsuz yönde bakıp, bu olumsuzluktan da kendilerine mutsuz olacak bir şeyi muhakkak bulurlar. Ve maalesef bu mutsuzlukları bulaşıcıdır. Kendileri mutlu olamadıkları için çevrelerinde bulunan insanların mutlu olması, onların mutsuz olması için bir sebeptir. Ve bu insanların  mutluluklarına gölge düşürmek adına ellerinden geleni yaparlar.</p>
<p>Bu tür insanların genelinin 0-6 yaş aralığı sorunlu geçmiştir. Tatminsiz ve eğitimsiz kalan bu dönem, kişinin bütün hayatını etkilemektedir. Geçirdiği mutsuz ve sorunlu çocukluk dönemi, bütün ömrüne etki ediyor. Etki etmekle kalmayarak çevresindeki herkesi aynı oranda olumsuz etkiliyor. Bu şekilde hayatını zehir ederek mutsuzluğu seçmiş kişilerin destek alması çok önemlidir. Ancak bu şekilde olumsuz düşünceye sahip kişiler, tabi ki yardım almayı kabul etmezler.</p>
<p>O zaman ne yapmalıyız? Bu insanların yaşam enerjimizi emmelerine izin mi vermeliyiz? Elbette <strong>HAYIR! </strong>Onlardan mümkün olduğunca uzak durarak yaşam kalitemizi arttırabiliriz.</p>
<blockquote><p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-294 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333-300x214.jpg" alt="" width="300" height="214" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333-300x214.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333.jpg 668w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>&#8220;Hiç kimsenin karanlık düşüncelerini kendinize yük etmeyin. Unutmayın yaşam size sunulmuş bir armağan ve ne olursa olsun tadını çıkarın. Hayat mutsuz olacak kadar uzun değil.&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/">MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizim PEG le tanışmamız</title>
		<link>https://zubeydeli.com/bizim-peg-le-tanismamiz/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/bizim-peg-le-tanismamiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 20:58:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Annemle Öğrendim]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[mama ile beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Mide hortumu]]></category>
		<category><![CDATA[midede delik]]></category>
		<category><![CDATA[mideden beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<category><![CDATA[peg den ilaç verme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Daha önce annemin geçirdiği beyin kanaması sonrasında dört ayı bilinci kapalı olmak üzere toplam beş ay yoğun bakım sürecimiz olduğundan bahsetmiştim. O süreç boyunca kademe kademe yaşadıklarımızı bizim ve sizin gibi aynı durumla yüzleşmek zorunda kalan insanlara bir nebze ışık,&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bizim-peg-le-tanismamiz/">Bizim PEG le tanışmamız</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong><em>&#8220;Daha önce annemin geçirdiği beyin kanaması sonrasında dört ayı bilinci kapalı olmak üzere toplam beş ay yoğun bakım sürecimiz olduğundan bahsetmiştim. O süreç boyunca kademe kademe yaşadıklarımızı bizim ve sizin gibi aynı durumla yüzleşmek zorunda kalan insanlara bir nebze ışık, fikir olması adına yazmaya çalışıyorum. Ümidim odur ki; gerçekten yardımım dokunabilsin. &#8220;</em></strong></p>
<h1>Merhaba PEG !!!</h1>
</blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-286 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/peg-300x224.jpg" alt="" width="321" height="240" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/peg-300x224.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/peg.jpg 401w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" />Yoğun bakımın<strong> üçüncü ayında</strong> peg bize ben geldim artık sıra bende dedi. Dedi de, daha trakeostominin sıkıntısını yeni üzerimizden atmışken, bir de bunun endişesinin bizi sarması açıkçası hoşumuza gitmemişti. Neden gitsindi ki, zaten yaşadığımız süreç oldukça nahoşken, bir de sürekli bir şeylerin altına imza atarak hastamızın kaderine yön vermek bizim için hayli zor bir deneyimdi. ,</p>
<p>Daha önce aynı<strong> yoğun bakım ünitesinde</strong> yatan hastalara takıldığına şahit olduğumuz peg, başımıza gelince haldır haldır araştırma yapmaya başladık. Hastamızın boğazında halihazırda bir delik açılmışken şimdi birde karnında bir delik ve hortum olacaktı. Hasta yakını olmak gerçekten de  çok zor  bir deneyimdir. Hastanızın hem iyi olmasını istersiniz, hem de iyi olurken mümkün olduğunca az zarar görmesi adına birçok müdahaleye temkinli yaklaşırsınız. İnsan yoğun bakıma uğurladığı şekilde geri gelsin istiyor. Tırnağı kırılsa alın size bir üzüntü sebebi daha. Ben annemin omuzlarından tıpkı bir ipek misali inen saçlarının kazınmasına dayanamamış, o saçlara sarılıp teselli olmaya çalışırken, hadi bide midede delik. Bu öyle karmakarışık bir durum işte. Eğer bu şekilde hissediyorsanız emin olun yalnız değilsiniz. İnsan ilk etapta kar-zarar oranını hesap edemiyor. Daha sonra <strong>aklı selim</strong> düşününce ve yaptığı araştırmalar neticesinde bunun hastası için en iyisi olduğuna kanaat getiriyor.</p>
<p>Size de hastanız için bunun gerekli olduğu söylenirse, çok endişe etmeyin.Bu gerçekten de hasta için önemli ve rahatlatıcı bir işlem. Burundan inip boğazdan geçen hortumun verdiği acıyı hastanıza bakıp hissetmemek mümkün değil sanırım. Ayrıca peg sonrası enfeksiyon riskinde de azalmada görülmektedir.</p>
<blockquote><p><strong>Evvela her şeyde olduğu gibi bu işlemin</strong> hastanıza uygulanması için imza atmanız gerekiyor. İmza ve işlemlerden sonra, belirlenen günde<strong> endoskopi</strong> işlemi ile peg takılır. Biz anneme takılacak pegi hastanenin isteği üzerine kendimiz temin ettik. Hastane doktoru size kullanacağı pegin marka ve numarasının yazılı olduğu bir reçete vererek, bu şekilde kullanılacak malzemeyi temin etmeniz sağlanır. İşlem on dk ile yarım saat arasında değişim gösteriyor.<strong> Acı veren bir işlem olmamakla,</strong> sonrası içinde oldukça kolaylık sağlayan bir besleme şeklidir. Bu arada tıbbi malzeme satan <strong>medikallerden</strong> pegi temin etmek mümkün.</p>
<h2>PEG&#8217;den nasıl gıdalar verilmelidir?</h2>
</blockquote>
<p>Peg den tabi ki tahmin edileceği üzere<strong> sıvı gıdalar</strong> verilebiliyor. Bu şekilde beslenen hastalar için besin değeri oldukça yüksek mamalar mevcut. Mamanın makine yardımı ile damla damla verilmesi, beslemenin en sağlıklı olan şekli. Aksi halde mamayı birden yükleyerek vermek, midenin geri tepmesine sebep oluyor.</p>
<p>Ağızdan normal yolla beslenen bir kimse çiğnediği besini, <strong>yutaktan</strong> geçirerek yemek borusundan kontrollü bir şekilde mideye indirir.<strong> Mide</strong> ağızda çiğnenen besinin kendisine doğru yavaşça geldiğini bildiği için ona göre besini karşılar. Ancak peg den giden gıda midenin haberi olmadan ve hiçbir işlemden geçmeden, direk mideye gittiğinden mide buna hazırlıksız yakalanıyor. Ayrıca giden sıvı gıda vücut içi sıcaklıkta da olmadığı için, birden soğuk ve habersiz besine midenin tepki verme ihtimali ne yazık ki çok yüksek. Bundan sebep mamanın makineyle ve uzun süreye yayılarak verilmesi en sağlıklı olanı. Verilecek mama miktarı, hastanın kilo ve midenin kabul etme hacmi ile doğru orantılıdır. Bu miktar doktorunuzun size önereceği şekilde olmalıdır.</p>
<p><strong>Peki mama dışında başka neler verilebilir?</strong> İlk aşamada mama en iyi olanıdır. Daha sonra çorbalara  geçilebilir. Ancak mamaya takviye gıda olarak. Bunların dışında elbette günlük su ihtiyacını karşılayacak miktarda su verilmelidir. Suyu mama makinesine bağlamak zor olacagından, mamaların arkasından eczaneden temin edilecek en büyük enjektör ile, peg hortumundan kontrollü ve yavaş bir şekilde verilmelidir. Bu hem peg hortumunu mamadan temizler hem de hastanın su ihtiyacı bu şekilde karşılanmış olur.</p>
<h3>PEG&#8217;den ilaç nasıl verilir?</h3>
<p>Pegden ilaç vermek biraz meşakkatli bir işlemdir. İlaçlar genelde hap şeklinde olduğu için, öncelikle hapları ezmeniz gerekiyor. Bunun için havan en ideal olanı. Daha pratik bir şekli ise hapı bulunduğu yuvasından <strong>(paketinden)</strong> çıkartmadan temiz sert bir cisimle vurarak ezmektir. Toz haline gelen hap bir miktar su ile sulandırarak <strong>enjektör yardımı ile</strong> peg den mideye verilir.</p>
<p>İlaçtan sonra su vermek çok önemli bir ayrıntı. Çünkü ilaç çok çabuk geri tepebiliyor. Direk ağız yoluna gelerek acı tadı hastayı baya sıkıntıya sokabilir. İlacı da kontrollü ve yavaş bir şekilde vermek önemli.</p>
<h4>PEG den besleme pozisyonu</h4>
<p>Peg den beslenen hasta 90 derecelik pozisyonda yatıyor şekilde beslenmelidir. Bu açıya rağmen beslenme sırasında besin taşma yapıyorsa bir miktar daha yükseltilmelidir. Beslenme bitiminde hasta hemen sırt üstü veya yan yatırılmamalı<strong> midenin besini kabul etmesi</strong> beklenmelidir.</p>
<p>Küçük ama önemli ayrıntılara dikkat ederek hem kendiniz hemde hastanız açısından en iyi olanını sağlamış olursunuz. <strong>Tekrar geçmiş olsun.</strong></p>
<p><em>&#8220;Bir sonraki yazımda peg bakımı, tıkanması ve peg den hava girmesi durumunda ne yapılmalı bunlardan bahsedeceğim.&#8221;</em></p>
<blockquote><p>&nbsp;</p></blockquote><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bizim-peg-le-tanismamiz/">Bizim PEG le tanışmamız</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/bizim-peg-le-tanismamiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>41</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEG</title>
		<link>https://zubeydeli.com/peg/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/peg/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 15:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta maması]]></category>
		<category><![CDATA[midede delik]]></category>
		<category><![CDATA[mideden beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastanız ne yazık ki üzücü bir durum sonucu uzun süreli yatağa bağımlı kalmak zorunda kaldı. Bilinci açık veya kapalı fark etmeksizin  solunum destek ünitesine bağlı bir şekilde olduğu halde ağızdan beslenme durumu maalesef ki artık mümkün olmayacaktır. Yada çiğneme ve&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg/">PEG</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastanız</strong> ne yazık ki üzücü bir durum sonucu uzun süreli yatağa bağımlı kalmak zorunda kaldı. Bilinci açık veya kapalı fark etmeksizin  solunum destek ünitesine bağlı bir şekilde olduğu halde ağızdan beslenme durumu maalesef ki artık mümkün olmayacaktır. Yada çiğneme ve yutma fonksiyonlarını yerine getiremediği bir süreç içerisinde olabilir. Peki bu durumlarda hasta gıda alımını nasıl gerçekleştirecek? Beslenme söz konusu olamazsa bağışıklık sistemi çökebilir ve bu da hiç iyi sonuçlar getirmeyecektir.</p>
<p><strong>Bu tür</strong><strong> hastalarda evvela burundan mideye doğru inen bir beslenme hortumu sarkıtılır</strong> u tüve hastanın mama ile beslenmesi sağlanır. Ancak bu uzun vaade de kullanılabilen bir uygulama değildir. Burundan indirilen beslenme hortumu, boğaz yolundan geçtiğinden, indirildiği yol üzerinde tahriş yapma durumu söz konusudur. Eğer hasta solunum destek ünitesine bağlıysa, hem solunum destek ünitesinin hortumu hem de (ince dahi olsa) beslenme hortumu , hastayı oldukça sıkıntıya sokacaktır. Hastanın bilinci açık ise eğer, hasta hortumu çekmeye çalışacak ve bu şekilde hortumu yerinden çıkartmakla beraber kendi canını da acıtacaktır. Bu ve benzeri bir çok sıkıntının yaşanmaması için <strong>&#8220;PEG&#8221;</strong> hastanın beslenmesi için en uygun işlemdir.</p>
<h2>PEG Nedir?</h2>
<p>Perkütan Endoskopik Gastrostomi yani kısa adıyla <strong>PEG, </strong>hastanın beslenmesi için mideye indirilen küçük bir tüp ve hortumdur. Çok kısa sürede endoskopi işlemi  ile takılmaktadır. Dışarıdan küçük bir kesit ve bu kesitin dışında  kısa bir hortumu bulunur. Sarkan bu hortumdan hastanın beslenme işlemi gerçekleşir. Peg takıldıktan hemen sonra hasta beslenmeye başlayabilir.</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg/">PEG</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/peg/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
