<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel | ZübeyDeli</title>
	<atom:link href="https://zubeydeli.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<description>Zübeyde&#039;ce Bir Bakış Açısı / Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Sep 2023 23:22:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.1</generator>

<image>
	<url>https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/cropped-favicon-150x150.png</url>
	<title>Genel | ZübeyDeli</title>
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title></title>
		<link>https://zubeydeli.com/379-2/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/379-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 05:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahim karakoç.sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[hasretinden prangalar eskittim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mihriban]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir asaf]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ümit yaşar oğuzcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=379</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİHRİBAN Hep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? Misal Abdurrahim Karakoç&#8216;un &#8220;Mihriban&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="wp-block-heading"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="597" class="wp-image-380" style="width: 150px;" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png" alt="" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-300x175.png 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> <strong><em> MİHRİBAN</em></strong></h1>



<p><strong>H</strong>ep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? </p>



<p>Misal <strong>Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un &#8220;<strong><em>Mihriban</em></strong>&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları sarı bile olmayan kadın mı? Neden<strong> Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un <strong><em>Mihriban&#8217;</em></strong>ından örnek verdim derseniz eğer,ruhum içten içe kıskanır <strong><em>Mihribanı</em></strong>…Şairin ruhuna tecelli eden sureti, şiirdekinden başka olsa da aşığın O&#8217;nda gördüğü ,O&#8217;nda bulduğu bir kadının duygusal doygunluğunun zirvesidir bana göre.</p>



<p>Şair kendinde var olan lezzetin, aşkın, hazzın, acının ,hasret sancısının zirvesine ulaşmış ve bu duygu yükünü yüreğinde daha fazla taşıyamayıp bize aktararak, yüzme bilip bilmediğimizi bile sormadan bizi aynı hüzün denizine salmıştır.</p>



<p>Hikayenin sonunda <strong>Abdurrahim Karakoç</strong> kavuşamadı <strong><em>Mihriban&#8217;</em>ına </strong>ama el değmeden göz süzmeden ismini dillere pelesenk etmeden de sevilebileceğini öğretti bize. Gıpta etti kadınlar <strong>Mihriban</strong>&#8216;<strong>a </strong>ve hasret kaldılar <strong><em>&#8220;lambada titreyen alevin&#8221;</em></strong> üşüdüğünü hisseden adamlara&#8230;Ne demişti şair ne saçları sarıydı ne de  adı <strong><em>Mihriban</em>dı</strong>. aşk ne demekse ,sevmek ne demekse, hasret ne demekse <strong><em>Mihriban</em>da</strong> o demekti aslında. Dinlerken gözünü kapatan herkes kendi <strong><em>Mihriban</em>&#8216;ını</strong> buldu karşısında. Dilerim ruhu bu denli ince olan Karakoç&#8217;un ruhunu toprak incitmesin.</p>



<p> Yaşı kırklı yaşların girişine adım atmış bir kadın olarak; gençliğin en deli, en öz güvenli,  ve genelde dış güzelliğin önem arz ettiği yaşlarını geride bırakmış, o güzelliğin yerine beyazlamaya başlan saçlar, gülümsemeyle dahi belli olan yüzdeki çizgiler ve biraz yokuş çıkınca sızlayan dizler almışken geride kalan o günleri özlüyor ve bir dizeye bile mısra olamadan heba olup gitti diyorum gençliğim. Bundandır <strong><em>Mihriban</em>&#8216;a</strong> kıskançlığım benim.</p>



<p><strong>Halbuki;</strong> <strong><em>Sezai Karakoç&#8217;un Mona rozası, Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ın Milyon kere Ayten&#8217;i, Özdemir Asaf &#8216;ın Laviniası, Atilla İlhan&#8217;n Maria Misakian&#8217;ı, Ahmet Muhip Dıranas&#8217;ın Fahriye ablası, Ahmet Arif&#8217;in Hasretinden prangalar eskittim</em> </strong>şiirleri de kadın güzelliğinin  şair gözbebeklerine yansıyıp ruhun süzgecinden geçerek dizede tekrar var olması değil mi? Elbette ki öyle, ancak bende tesirleri <strong><em>Mihriban</em></strong> kadar değildir. İşin özünde aşıklar ruhlarının tınısını kelimeden enstrümanlarla bizim ruhumuzun bam teline basarak dinletiyorlar ve bunun adına da şiir diyor. Her daim var olsunlar kelime kelime, dize dize ,hece hece..</p>



<p><em>Sarı saçlarına deli gönlümü<br>Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!<br>Ayrılıktan zor belleme ölümü<br>Görmeyince sezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Yâr deyince kalem elden düşüyor<br>Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor<br>Lâmbamda titreyen alev üşüyor<br>Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Önce naz sonra söz ve sonra hile<br>Sevilen seveni düşürür dile<br>Seneler asırlar değişse bile<br>Eski töre bozulmuyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tabiplerde ilaç yoktur yarama<br>Aşk değince ötesini arama<br>Her nesnenin bir bitimi var ama<br>Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Boşa bağlanmamış bülbül gülüne<br>Kar koysan köz olur aşkın külüne<br>Şaştım kara bahtın tahammülüne<br>Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tarife sığmıyor aşkın anlamı<br>Ancak çeken bilir bu derdi, gamı<br>Bir kördüğüm baştan sona tamamı<br>Çözemedim çözülmüyor Mihriban!</em></p>



<p></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/379-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEG&#8217; e VEDA</title>
		<link>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 12:45:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Annem]]></category>
		<category><![CDATA[bakım hastası]]></category>
		<category><![CDATA[enjektör]]></category>
		<category><![CDATA[Felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[mama]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<category><![CDATA[yatalak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artık bizim için peg yolculuğunun sonuna nihayet gelmiştik. Pegin takılmasının üzerinden 10 ay geçmişti. Anneme peg yoğun bakım aşamasında yaklaşık ilk üç aydan sonra takılmıştı. Başta bizi de her ne kadar endişelendirmiş olsa da, aslında oldukça süreci kolaylaştırmıştı. Gerek beslenme&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-e-veda/">PEG’ e VEDA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artık bizim için <strong>peg </strong>yolculuğunun sonuna nihayet gelmiştik. <strong>Peg</strong>in takılmasının üzerinden 10 ay geçmişti. Anneme <strong>peg</strong>  yoğun bakım aşamasında yaklaşık ilk üç aydan sonra takılmıştı. Başta bizi de her ne kadar endişelendirmiş olsa da, aslında oldukça süreci kolaylaştırmıştı. Gerek beslenme konusunda ve gerekse ilaç kullanımındaki rahatlık oldukça işimize yaramıştı. Malum olduğu üzere annemin   trakesi çıkmış olsa bile boğazdaki içeriden  iyileşme sürecinin uzaması, bir türlü geçmeyen öksürük nöbetleri ve sıvı alımındaki zorlanmalar sebebiyle açıkçası <strong>peg</strong> den ayrılmayı ertelemeyi düşünüyorduk. Biz düşünüyorduk ancak annem <strong>peg</strong> hortumunu kendine yeni bir oyuncak edinmişti. Uyanık olduğu her süre tıpkı tesbih sallar gibi sağ eli oradaydı. Felç sonrası tek elle hayatına devam etmesi gereken annem, o tek elini de birbiri ardına takıntılı hareketlerde kullanmayı adet edinmişti. Hortumu çekiştirmek, kapağını sürekli açıp kapatmak, ve ısrarla yerinden çıkartmaya çalışmak gibi&#8230;</p>



<p>İç çamaşırının içine saklıyor üzerine pijamasını çekiyorduk ama o yine yolunu bulup çıkartıyordu. Bir süre sonra içerden bantlamayı denedik, ama azimli canım anam onu da bir şekilde sökmeyi başardı. Ve nihayetinde anladık ki, annemin azmi bize galip gelmişti :).</p>



<p>Bu arada bantlamaktan bahsetmişken şu an banyo olayını nasıl yaptırdığımızdan bahsetmediğimi fark ettim. Anneme uzunca bir süre yatak banyosu yaptırdık. Yatak banyosunda malum olduğu üzere şarıl şarıl su dökme olayı olamıyor. Vücut temizliğini yaptırırken <strong>peg</strong>e su gelmeyecek şekilde nemli bez ile etrafını siliyorduk. Hastanın yıkanabileceği durumlarda ise, eczanelerde su geçirmez şeffaf bantlar mevcut. Öncesinde steril bez ile <strong>peg</strong> hortum girişi kapatılıp üzeri bantlanırsa banyo sırasında sudan muhafaza edilmiş olur. </p>



<p>Gelelim <strong>peg</strong> den ayrılmaya; bahsettiğim gibi annemin azimli uğraşları sonucu gastroenterolojiden randevu alarak gittik. Küçük bir muayene sonrası doktorumuz çıkabileceğine onay vererek çıkardı. <strong>Peg</strong>in çıkarılma işlemi oldukça kolay ve acısız. Sağa sola oynatma hareketi ile çekip çıkardı doktorumuz. işlem 15-20 sn. kadar sürdü. Doktorumuz tamam bitti deyince daha da şaşırdık. Ee dikiş atmadınız diye sorduk merakla, dikiş atmaya gerek olmadığı derinin tıpkı trake çıkma işlemi sonrası olduğu gibi büzülüp kendini kapatacağı bilgisini aldık. Yapmamız gereken tek şey o bölgeyi temiz ve kuru tutmak ve bunun yanında iki günde bir baticon ile pansuman yapmaktı. Söylenenleri aynı şekilde yaptıktan sonra bir hafta gibi bir sürede kapandı deri. Ama biz yine de tedbir amaçlı bir süre daha kapalı tuttuk. Şimdi ki süreçte izi bile belli olmuyor. <strong>Peg</strong> bizim için ya zamanında bunu da öğrendik diyeceğimiz bir anı olarak kaldı. Umarım sizler için aynı şekilde olur. Sevgiyle kalın.</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg-e-veda/">PEG’ e VEDA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/peg-e-veda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİDEN MERHABA</title>
		<link>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2022 21:35:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgeldin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın blog]]></category>
		<category><![CDATA[kalem]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[serkeş]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkese en kocamanından tekrar &#8220;MERHABA&#8221;. Uzunca bir süre malumunuz yoktum. Beni sürekli takipte olan arkadaşlar yokluğumu hemen fark etmiştir. Aramıza yeni katılan arkadaşlarında aman ne başı boş bir blog bu diye sitem ettiklerini duyar gibiyim. Herkes gibi hepiniz gibi benimde&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/">YENİDEN MERHABA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="has-drop-cap">Herkese en kocamanından tekrar &#8220;<strong>MERHABA&#8221;. </strong>Uzunca bir süre malumunuz yoktum. Beni sürekli takipte olan arkadaşlar yokluğumu hemen fark etmiştir. Aramıza yeni katılan arkadaşlarında aman ne başı boş bir blog bu diye sitem ettiklerini duyar gibiyim.</p>



<p>Herkes gibi hepiniz gibi benimde hayatımda inişler çıkışlar, yer yer dalgalar, fırtınalar, bazen uzun uzadıya bir boş vermişlik, öylesine bir serkeşlik, bir miktar melankoli, bir tutam nane, az biraz molla derken zaman epey uzadı. Ama bu uzun inzivanın elbet fazlaca birikimi oldu. Hem biraz bu birikimden hem de eksik bıraktığım konulardan tekrar yola koyulacağız. O kadar merak ettiğiniz, öğrenmek istediğiniz konunun olduğunu çok iyi biliyorum. Bana sosyal medya hesaplarımdan ve blog üzerinden yüzlerce soru geldi ve gelmeye devam ediyor. Bir kısmını cevapladım, bir kısmına dönmekte biraz geç kaldım hepinizden bu sebeple özür dilemek istiyorum. Bundan sonra daha aktif bir şekilde iletişimimizin olacağından endişeniz olmasın.</p>



<p>Şimdi en çok merak ettiğiniz bir diğer konuya gelelim; çoğunuz annemi ve son durumunu merak ediyor biliyorum. Annem iyi tabi ki bakım hastası ama geçmiş dönemlere göre gayet iyi durumda. Bizim bu hastalıkla başlayan yolculuğumuz 7. senesinde. Çok kolay olmadı ancak bir çok şeyi de geride bırakmayı başardık. Dediğim gibi bir çoğunu geride bıraktık ama daha yeni birçoğuyla tanıştık. Bu hastalık beraberinde yeni bir çok hastalığı da getiriyor. Ve hepsiyle zamanla tanışma durumunda kalıyorsunuz. Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman geçtiğimiz bütün süreçleri kademe kademe sizlere aktarmak istiyorum. İnancım odur ki, benim tecrübelerimin sizden birinize dahi ışık olması. Dedim ya o kadar çok anlatacak serüvenim var ki, bu yazı hem bir merhaba hem de kısaca bir giriş olsun. </p>



<p>O zaman hepimiz yeniden bu çatı altına hoş geldik mi?</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-1024x587.jpg" alt="" class="wp-image-370" width="185" height="106" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-1024x587.jpg 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-300x172.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1-768x441.jpg 768w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-1.jpg 1140w" sizes="(max-width: 185px) 100vw, 185px" /></figure>





<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1.jpg" alt="" class="wp-image-369" width="256" height="256" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1.jpg 150w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2022/12/marti7-150x150-1-80x80.jpg 80w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/">YENİDEN MERHABA</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/yeniden-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar&#8230;</title>
		<link>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 14:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaman birbiri ardınca günleri alırken kendi safına ne kadar ilerlediğini anın içerisinde his edemiyor insan. Belki bir mola anında,yada anımsarken geçmişi &#8220;vayy be&#8221; o kadar oldu mu nidasi istemsiz dökülüyor dudaklardan. Şu an bulunduğum zaman diliminin içerisinden geçmişe göz ucuyla&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/">Bir Zamanlar…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>



<p class="has-text-align-center"><strong>Z</strong>aman  birbiri ardınca günleri alırken kendi safına ne kadar ilerlediğini anın içerisinde his edemiyor insan. Belki bir mola anında,yada anımsarken geçmişi &#8220;vayy be&#8221; o kadar oldu mu nidasi istemsiz dökülüyor dudaklardan. Şu an bulunduğum zaman diliminin içerisinden geçmişe göz ucuyla baktığımda aynı şaşkın ifadeyle aynı tepkiyi verdiğimi fark etmemin yanında,onca telaşına, yorgunluğuna, üzgünlüğüne rağmen geçen zamanın aile olarak bize kattıklarını düşünmeden edemiyorum.</p>



<p class="has-text-align-center">Bedenen ve ruhen terbiye edilmek; terbiye edildik demek belki bu kelimenin kendi öz manasını düşününce biraz ağır gelebilir. Ancak maddenin fazlaca anlam kazandığı dünyamızda, maddenin ne kadar hiç olduğunu anlamakla beraber, manevi duyguların bir anda zirve yapması hali insan ruhunu terbiye etmekten başka bir şey değilse nedir? Tüm gücün yaratıcının elinde olduğunun idrakine varmasıyla insanın acziyetini kabulü tamda orda başlıyor. Bu acizlik, bu kabul ediş aslında insana bir silkelenme, bir kuvvetle beraber ayakta kalma dirayeti sağlıyor.</p>



<p class="has-text-align-center">Çünkü süreç zorlu, imtihan ağır. Bir inanış, bir inanç, bir umut yetiyor o anda sizi tekrar hayata bağlamaya. İnanmak gerekiyor başarmak için hatta savaşabilmek için. İnanmak; o umudun peşi sıra elinden gelen her şeyi yapmak. Yaptıktan sonra olmuyorsa o zaman en azından savaşa bildik ama bizim gücümüz ancak buna yetti diyebilmek. </p>



<p class="has-text-align-center">Dedim ya, şimdi geriye dönüp geçen zamana bakınca,<em>(ki bu zaman yaklaşık 6 sene oldu)</em> zamanın uzunluğuyla beraber başarmanın mutluluğu sarıyor içimi. Hastane kokusu, koridorları, soğuk yoğun bakım üniteleri, hasta yakınlarının iç yangınlarına rağmen tıpkı bir mermer misali buz kesmiş yüzleri, doktordan haber gelene kadar boşluğu süzen anlamsız bakışları, ölüm olmasa dahi herkesi saran ölüm sessizliği geride kalmış. Kalmakla kalmamış üzerine de dolu dolu beş sene katmış. </p>



<p class="has-text-align-center">Geçen zamanı bir kaç cümleyle özetlemek inanın olacak şey değil. Her anını, her zorluğunu, kaydedilen her başarıyı size sırasıyla anlatmak istiyorum. Biliyorum bu  yazıları kaleme almam biraz geç oldu. Ama istiyorum ki, birileri bir yerlerde yalnız olmadığını bilsin, bu yollardan onlardan önce geçenlerin varlığını hissetsin. Ve belki de okuduklarıyla bu yolda daha güzel gelişmeler kaydetsin. Ben bu yolculuğa annemle çıktım.Sizin serüveninizin kahramanı anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınız vs. olabir. Ama hissettiklerimiz aynı. Aynı hüznün sızısı hepimizin yüreğine işledi. Siz benim kaderdaşlarımsınız hepinizi bu yüzden çok seviyorum. </p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><em>Bakalım bu yolculukta <strong>ANNEM </strong>bizi hangi serüvenlere götürecek hep beraber göreceğiz. Takipte kalmayı unutmayın.</em></p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized is-style-rounded"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2021/07/anne-eli.jpg" alt="" class="wp-image-363" width="343" height="218"/></figure><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/">Bir Zamanlar…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/bir-zamanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</title>
		<link>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2018 12:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[0-6 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[kut]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutslu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuz olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuz olmak kader midir?]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk seçim mi]]></category>
		<category><![CDATA[saadet]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz mutsuz]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=292</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUTLULUK:  TDK&#8217;da &#8220;bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik&#8221; olarak açıklanmaktadır. Bilimsel olarak açıklaması ise; Vücudun salgıladığı  melatonin, serotonin ve endorfin hormonlarının kişinin mutlu olması üzerinde rol oynadığı görüşüdür. Bu hormonlar salgılandığı zaman kişi&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/">MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span style="color: #800080;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-295 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168-300x209.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/seheryeli35_1342519185168.jpg 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />MUTLULUK:  <span style="color: #000000;">TDK&#8217;</span></strong><span style="color: #000000;">da<em> &#8220;bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik&#8221; </em>olarak açıklanmaktadır.</span></span></p></blockquote>
<p><strong>Bilimsel olarak açıklaması ise; </strong>Vücudun salgıladığı  <strong>melatonin</strong>, <strong>serotonin</strong> ve<strong> endorfin</strong> hormonlarının kişinin mutlu olması üzerinde rol oynadığı görüşüdür. Bu hormonlar salgılandığı zaman kişi kendini daha iyi ve mutlu hissetmektedir. Bir çok yiyeceğin bu hormonların salgılanmasına katkı sağladığı bir çoğumuzun bildiği bir gerçektir. Hatta en bilineni malumunuz çikolatadır. Bunun yanı sıra yapılan bir çok fiziksel aktivite vücudun <strong>adrenalin</strong> seviyesini yükselteceğinden, kişinin kendisini  daha zinde ve mutlu hissetmesi konusunda yardımcı bir faktördür.</p>
<h2>MUTLULUK KADER MİDİR?</h2>
<p><strong>M</strong>utluluğu kısaca açıkladıktan sonra, gelelim asıl mevzuya. Birçoğumuz aslında mutluluğun ne demek olduğunu ve bu duygu içerisindeyken kendimizi ne denli iyi hissettiğimizi biliyoruz. Bu tarifi olmayan ancak insanı bir çok konuda tekrarı için teşvik eden bir duygu bütünüdür.</p>
<p>Mutluluk kimileri için maddiyatla doğru orantılıyken, kimilerine göre de maneviyatla ilintilidir. Bir kısıma göreyse hem maddi hemde maneviyatla doğru orantılıdır. Yani mutlu olmak için sadece paraya ihtiyaç duymayarak, paranın yanında <strong>sağlık, eş, dost</strong> gibi faktörlerinde olması gerekliliğidir.</p>
<p>Herkes kendince hedeflediği bir amaca ulaştıktan sonra <strong>mutluluk</strong> onun için arzu edilen sonuçtur. Bekar biri için bir hayat arkadaşı bulmak,  evli için çocuk sahibi olmak, işsiz için iyi bir işe girmek, öğrenci için mezun olmak bu ve bunun gibi uzun vadede hedeflenmiş şeylerin tümüne ulaşmak, mutluluğa ulaşmakla eş değerdir.</p>
<p>Günümüzde mutlu olmak için bir sebebe ihtiyaç duymayıp, her gün yeni bir güne merhaba diyebildiği, yürüdüğü, konuşabildiği veya rahatlıkla nefes alabildiği için mutlu olan insanların sayısı ne yazık ki çok az. <strong>Polyanna</strong>  olarak adlandırdığımız bu gurubun sayıca az olmasında, <strong>ekonomik ve ruhsal sıkıntılar</strong> elbette başta geliyor.</p>
<p><strong>Peki mutsuz olmak; kader midir, yoksa seçim mi? </strong>Yaşayan her insan için bir kader döngüsünün varlığı inancımıza göre hepimizce malum olan bir gerçekliktir.<strong> Zenginlik-fakirlik,</strong> <strong>hastalık-sağlık</strong> gibi olguların tamamen kader ile alakalı olarak hayatımızda var olduğuna inanmaktayız. Olumsuz olan her yazı, aslında bizim mutsuz olmamız için değil, olumsuzluklar karşısında ne derece sabır gösterip şükür edeceğimizle alakalıdır. İnsan en zor durumlarda bile mutlu olabileceği sebepler bulabilmeli ve bu sebeplere tutunarak hayata yeniden merhaba demeyi başarabilmelidir.</p>
<p>Bu yaklaşımdan yola çıkarak şunu diyebilir ki, <strong>&#8220;MUTLULUK&#8221; </strong>kader değil seçimdir, İnsan yaşadığı müddetçe mutlu olmak istediği sürece kendisini mutlu edebilecek bir çok neden bulabilir, bunlara sarılabilir ve varlıklarıyla gerçek mutluluğa uzanabilir.</p>
<p>Mutluluğa ulaşmak bir bakıma <strong>huzura</strong> ulaşmaktır. Huzura ulaşmak <strong>şükürden</strong> geçmektir. Gecenin ardından doğan güneşe, karanlıktan aydınlığa ulaştırana teşekkür etmesi insanın o güne pozitif başlamasına vesile olacaktır. Güne bu şekilde olumlu düşüncelerle başlayan kişi, etrafındakileri de pozitif ışığı ile etkileyecek ve bir mutluluk halkası oluşmasına vesile olacaktır. Bu kişi kendisi mutlu olmayı seçmiş ve etrafındaki herkesin mutluluğuna farkında olmadan etki etmiştir.</p>
<p>Aynı sabaha uyanan başka birisinin<strong> &#8220;off yaa yine mi sabah oldu&#8221;</strong> olumsuzluğu ve bu olumsuzluk çerçevesindeki mutsuzluğu kendisini mutsuz etmekle kalmayarak, çevresindeki herkesi aynı oranda mutsuz edecektir. Çünkü farkında olmadan etrafına yaydığı negatif enerji ile ister istemez çevresini etkilemesi söz konusudur.</p>
<p>Kısaca meselenin özü <strong>mutlu olmak kader değil yaptığımız seçimdir.</strong> Ve bu seçim tamamen bizim kendi hür irademizle alakalıdır.</p>
<h2>&#8220;Sonsuz Mutsuzluk&#8221;</h2>
<p>Sonsuz mutsuz olan insanlar. Ne olursa olsun olumlu veya olumsuz her konuda kendilerini mutsuz etmeyi başaran insanlar. Bir çoğumuzun çevresinde var olan bu insanları ne yazık ki sevmiyorum. Bana göre bu insanlar mutlu olmayı bilmiyorlar. Hani vardır ya böyle tipler, cennete girse &#8220;<strong><em>ayy burası neden bu kadar güzel&#8221;</em></strong> diye şikayetçi olacak olanlar. Hayata her zaman en olumsuz yönde bakıp, bu olumsuzluktan da kendilerine mutsuz olacak bir şeyi muhakkak bulurlar. Ve maalesef bu mutsuzlukları bulaşıcıdır. Kendileri mutlu olamadıkları için çevrelerinde bulunan insanların mutlu olması, onların mutsuz olması için bir sebeptir. Ve bu insanların  mutluluklarına gölge düşürmek adına ellerinden geleni yaparlar.</p>
<p>Bu tür insanların genelinin 0-6 yaş aralığı sorunlu geçmiştir. Tatminsiz ve eğitimsiz kalan bu dönem, kişinin bütün hayatını etkilemektedir. Geçirdiği mutsuz ve sorunlu çocukluk dönemi, bütün ömrüne etki ediyor. Etki etmekle kalmayarak çevresindeki herkesi aynı oranda olumsuz etkiliyor. Bu şekilde hayatını zehir ederek mutsuzluğu seçmiş kişilerin destek alması çok önemlidir. Ancak bu şekilde olumsuz düşünceye sahip kişiler, tabi ki yardım almayı kabul etmezler.</p>
<p>O zaman ne yapmalıyız? Bu insanların yaşam enerjimizi emmelerine izin mi vermeliyiz? Elbette <strong>HAYIR! </strong>Onlardan mümkün olduğunca uzak durarak yaşam kalitemizi arttırabiliriz.</p>
<blockquote><p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-294 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333-300x214.jpg" alt="" width="300" height="214" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333-300x214.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2018/02/333.jpg 668w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>&#8220;Hiç kimsenin karanlık düşüncelerini kendinize yük etmeyin. Unutmayın yaşam size sunulmuş bir armağan ve ne olursa olsun tadını çıkarın. Hayat mutsuz olacak kadar uzun değil.&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/">MUTSUZ OLMAK KADER MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/mutsuz-olmak-kader-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEG</title>
		<link>https://zubeydeli.com/peg/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/peg/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 15:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta maması]]></category>
		<category><![CDATA[midede delik]]></category>
		<category><![CDATA[mideden beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[peg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastanız ne yazık ki üzücü bir durum sonucu uzun süreli yatağa bağımlı kalmak zorunda kaldı. Bilinci açık veya kapalı fark etmeksizin  solunum destek ünitesine bağlı bir şekilde olduğu halde ağızdan beslenme durumu maalesef ki artık mümkün olmayacaktır. Yada çiğneme ve&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg/">PEG</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastanız</strong> ne yazık ki üzücü bir durum sonucu uzun süreli yatağa bağımlı kalmak zorunda kaldı. Bilinci açık veya kapalı fark etmeksizin  solunum destek ünitesine bağlı bir şekilde olduğu halde ağızdan beslenme durumu maalesef ki artık mümkün olmayacaktır. Yada çiğneme ve yutma fonksiyonlarını yerine getiremediği bir süreç içerisinde olabilir. Peki bu durumlarda hasta gıda alımını nasıl gerçekleştirecek? Beslenme söz konusu olamazsa bağışıklık sistemi çökebilir ve bu da hiç iyi sonuçlar getirmeyecektir.</p>
<p><strong>Bu tür</strong><strong> hastalarda evvela burundan mideye doğru inen bir beslenme hortumu sarkıtılır</strong> u tüve hastanın mama ile beslenmesi sağlanır. Ancak bu uzun vaade de kullanılabilen bir uygulama değildir. Burundan indirilen beslenme hortumu, boğaz yolundan geçtiğinden, indirildiği yol üzerinde tahriş yapma durumu söz konusudur. Eğer hasta solunum destek ünitesine bağlıysa, hem solunum destek ünitesinin hortumu hem de (ince dahi olsa) beslenme hortumu , hastayı oldukça sıkıntıya sokacaktır. Hastanın bilinci açık ise eğer, hasta hortumu çekmeye çalışacak ve bu şekilde hortumu yerinden çıkartmakla beraber kendi canını da acıtacaktır. Bu ve benzeri bir çok sıkıntının yaşanmaması için <strong>&#8220;PEG&#8221;</strong> hastanın beslenmesi için en uygun işlemdir.</p>
<h2>PEG Nedir?</h2>
<p>Perkütan Endoskopik Gastrostomi yani kısa adıyla <strong>PEG, </strong>hastanın beslenmesi için mideye indirilen küçük bir tüp ve hortumdur. Çok kısa sürede endoskopi işlemi  ile takılmaktadır. Dışarıdan küçük bir kesit ve bu kesitin dışında  kısa bir hortumu bulunur. Sarkan bu hortumdan hastanın beslenme işlemi gerçekleşir. Peg takıldıktan hemen sonra hasta beslenmeye başlayabilir.</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/peg/">PEG</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/peg/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarım Portakal</title>
		<link>https://zubeydeli.com/yarim-portakal/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/yarim-portakal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 May 2017 16:48:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aç suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak için]]></category>
		<category><![CDATA[otobüste yoksullar]]></category>
		<category><![CDATA[savaş sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[yarım portakal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=99</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Aynı duraktan otobüse bindik Suriyeli bir baba kız ile. Kızın elinde muhtemelen birisi tarafından verilmiş bir paket pizza ve küçük bir poşette yiyecekler vardı. Durakta iken kızın bir dilim pizza yediğini görmüştüm. Kız yaklaşık 10 yaşları civarında esmer bir&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yarim-portakal/">Yarım Portakal</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-105 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/portakal-1-300x263.jpg" alt="" width="369" height="323" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/portakal-1-300x263.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/portakal-1.jpg 460w" sizes="(max-width: 369px) 100vw, 369px" /></p>
<p>Aynı duraktan otobüse bindik<strong> Suriyeli bir baba kız ile.</strong> Kızın elinde muhtemelen birisi tarafından verilmiş bir paket <strong>pizza</strong> ve küçük bir poşette yiyecekler vardı. Durakta iken kızın bir dilim <strong>pizza</strong> yediğini görmüştüm. Kız yaklaşık 10 yaşları civarında esmer bir çocuk babası ise yaşı hayli ilerlemiş belkide yaşadıklarından dolayı çökmüş bir adamcağızdı. Dilenmediklerini her hallerinden anlayabilmeniz mümkündü. Otobüse binince kız kalan <strong>pizza</strong> dilimini babasına uzattı. Muhtemelen pizzayı veren k<span class="text_exposed_show">işide kalanını kıza vermişti. Babası tekrar ona geri verdi sen ye diye. Kız yine babasına uzattı ben pizza sevmiyorum dedi babasına. Tek tük arapçam ile anlayabiliyordum aralarındaki diyaloğu. Baba ancak bundan sonra yemeye başladı kalan o bir dilim<strong> pizzayı.</strong> Kız sordu baba nasıl tadı beğendin mi güzel mi? Baba başını salladı güzel dercesine.<br />
Otobüsü amcanın yediği <strong>pizzanın</strong> sucuk kokusu öyle bir sardı ki, yanında ki bayanlar oldukça rahatsız oldular. Ama o kimseyi umursamadı kalan dilimini yedi ve kızıyla gülüşerek sohbet etmeye devam etti.<br />
Sonra kız poşetinden bir tane <strong>portakal</strong> çıkarıp babasına uzattı. Babası mandalina soyar gibi soydu <strong>portakalı</strong> ve ikiye bölüp yarısını kızına uzattı. Ön taraftan bir yer boşalınca durumdan hayli rahatsız olan <strong>müslüman bir bayan</strong> adamın karşısındaki koltuktan kalkıp ön tarafa geçerek yerini değiştirdi. <strong>Müslüman diyorum</strong> çünkü oldukça güzel bir şekilde örtünmüştü. Kalkması iyide oldu aslında kız babasının karşına oturdu ve gülüşerek <strong>portakallarını </strong>yemeğe devam ettiler. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Aralarında ki diyaloğa hayran kaldım öyle mutlulardı ki!<br />
<strong>Mutlu olmak için</strong> illa iyi bir hayat yada çok paraya ihtiyaç yoktu aslında. Savaştan kaçmışlar, yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlar ama umutlarını kaybetmemişlerdi. Onları dışlayan <strong>bir otobüs dolusu insanın bakışları</strong> altında birlikte oldukları için, paylaşabilecekleri yiyecekleri olduğu için mutluydular.<br />
<strong>Baba</strong> evladı yanında olduğu için mutlu, <strong>kızda</strong> bunca olumsuzluğa rağmen babası dağ gibi arkasında durduğu için <strong>huzur ve güven</strong> içinde idi.<br />
<strong>Zalimler memleketleri</strong> istila edebilir, insanları sürgün edebilirler. <strong>Mazlumlar</strong> gittikleri memleketlerde hor görülüp dışlanabilirler. Ama bu şekilde zulümlerle insanların umutlarını yıkamaz yada ellerinden alamazlar. Kişi <strong>ümidini kendi kaybetmedikten sonra</strong> dünya üzerinde bunu yıkabilecek hiçbir güç yoktur.<br />
Hayata baktığımız pencere çok önemlidir aslında.olmayanla değil olanla mutlu olabilir insan. <strong>Ya MUTLULUK  </strong><strong>yarım bir portakal tadındaysa!!!</strong></span></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/yarim-portakal/">Yarım Portakal</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/yarim-portakal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
