<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biraz Mola | ZübeyDeli</title>
	<atom:link href="https://zubeydeli.com/category/biraz-mola/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<description>Zübeyde&#039;ce Bir Bakış Açısı / Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Sep 2023 23:22:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.1</generator>

<image>
	<url>https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/cropped-favicon-150x150.png</url>
	<title>Biraz Mola | ZübeyDeli</title>
	<link>https://zubeydeli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title></title>
		<link>https://zubeydeli.com/379-2/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/379-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 05:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[abdurrahim karakoç.sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[atilla ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[hasretinden prangalar eskittim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mihriban]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir asaf]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ümit yaşar oğuzcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=379</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİHRİBAN Hep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? Misal Abdurrahim Karakoç&#8216;un &#8220;Mihriban&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="wp-block-heading"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="597" class="wp-image-380" style="width: 150px;" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png" alt="" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1.png 1024w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-300x175.png 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2023/09/abdurrahim-karakoc-hayati-hakkinda-bilgi-1024x597-1-768x448.png 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /> <strong><em> MİHRİBAN</em></strong></h1>



<p><strong>H</strong>ep merak etmişimdir şiir yazanın mıdır, yazdıranın mı? Şairin ruhunda tecelli eden madem tek bir kişinin gölgesi o vakit şiirin sahibi yazılan kişi değil mi? </p>



<p>Misal <strong>Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un &#8220;<strong><em>Mihriban</em></strong>&#8221; dizelerinin sahibi şimdi o mu, yoksa adını sanını bilmediğimiz saçları sarı bile olmayan kadın mı? Neden<strong> Abdurrahim Karakoç</strong>&#8216;un <strong><em>Mihriban&#8217;</em></strong>ından örnek verdim derseniz eğer,ruhum içten içe kıskanır <strong><em>Mihribanı</em></strong>…Şairin ruhuna tecelli eden sureti, şiirdekinden başka olsa da aşığın O&#8217;nda gördüğü ,O&#8217;nda bulduğu bir kadının duygusal doygunluğunun zirvesidir bana göre.</p>



<p>Şair kendinde var olan lezzetin, aşkın, hazzın, acının ,hasret sancısının zirvesine ulaşmış ve bu duygu yükünü yüreğinde daha fazla taşıyamayıp bize aktararak, yüzme bilip bilmediğimizi bile sormadan bizi aynı hüzün denizine salmıştır.</p>



<p>Hikayenin sonunda <strong>Abdurrahim Karakoç</strong> kavuşamadı <strong><em>Mihriban&#8217;</em>ına </strong>ama el değmeden göz süzmeden ismini dillere pelesenk etmeden de sevilebileceğini öğretti bize. Gıpta etti kadınlar <strong>Mihriban</strong>&#8216;<strong>a </strong>ve hasret kaldılar <strong><em>&#8220;lambada titreyen alevin&#8221;</em></strong> üşüdüğünü hisseden adamlara&#8230;Ne demişti şair ne saçları sarıydı ne de  adı <strong><em>Mihriban</em>dı</strong>. aşk ne demekse ,sevmek ne demekse, hasret ne demekse <strong><em>Mihriban</em>da</strong> o demekti aslında. Dinlerken gözünü kapatan herkes kendi <strong><em>Mihriban</em>&#8216;ını</strong> buldu karşısında. Dilerim ruhu bu denli ince olan Karakoç&#8217;un ruhunu toprak incitmesin.</p>



<p> Yaşı kırklı yaşların girişine adım atmış bir kadın olarak; gençliğin en deli, en öz güvenli,  ve genelde dış güzelliğin önem arz ettiği yaşlarını geride bırakmış, o güzelliğin yerine beyazlamaya başlan saçlar, gülümsemeyle dahi belli olan yüzdeki çizgiler ve biraz yokuş çıkınca sızlayan dizler almışken geride kalan o günleri özlüyor ve bir dizeye bile mısra olamadan heba olup gitti diyorum gençliğim. Bundandır <strong><em>Mihriban</em>&#8216;a</strong> kıskançlığım benim.</p>



<p><strong>Halbuki;</strong> <strong><em>Sezai Karakoç&#8217;un Mona rozası, Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ın Milyon kere Ayten&#8217;i, Özdemir Asaf &#8216;ın Laviniası, Atilla İlhan&#8217;n Maria Misakian&#8217;ı, Ahmet Muhip Dıranas&#8217;ın Fahriye ablası, Ahmet Arif&#8217;in Hasretinden prangalar eskittim</em> </strong>şiirleri de kadın güzelliğinin  şair gözbebeklerine yansıyıp ruhun süzgecinden geçerek dizede tekrar var olması değil mi? Elbette ki öyle, ancak bende tesirleri <strong><em>Mihriban</em></strong> kadar değildir. İşin özünde aşıklar ruhlarının tınısını kelimeden enstrümanlarla bizim ruhumuzun bam teline basarak dinletiyorlar ve bunun adına da şiir diyor. Her daim var olsunlar kelime kelime, dize dize ,hece hece..</p>



<p><em>Sarı saçlarına deli gönlümü<br>Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!<br>Ayrılıktan zor belleme ölümü<br>Görmeyince sezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Yâr deyince kalem elden düşüyor<br>Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor<br>Lâmbamda titreyen alev üşüyor<br>Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Önce naz sonra söz ve sonra hile<br>Sevilen seveni düşürür dile<br>Seneler asırlar değişse bile<br>Eski töre bozulmuyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tabiplerde ilaç yoktur yarama<br>Aşk değince ötesini arama<br>Her nesnenin bir bitimi var ama<br>Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Boşa bağlanmamış bülbül gülüne<br>Kar koysan köz olur aşkın külüne<br>Şaştım kara bahtın tahammülüne<br>Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!</em></p>



<p><em>Tarife sığmıyor aşkın anlamı<br>Ancak çeken bilir bu derdi, gamı<br>Bir kördüğüm baştan sona tamamı<br>Çözemedim çözülmüyor Mihriban!</em></p>



<p></p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/379-2/"></a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/379-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ertelemek</title>
		<link>https://zubeydeli.com/ertelemek/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/ertelemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2017 16:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[artık çok geç]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemek]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayırsızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kaçak]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiğini söylemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=205</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hemen hemen hepimiz bir koşturmanın içerisinde sürekli bir yerlere yetişmeye çalıyoruz. Yada yetişemediğimiz den dert yakınıyoruz. Yoldan şuan da herhangi birini çevirip sorsanız, hayatın bütün yükünün onun omuzlarına yüklendiği sitemini duymanız kaçınılmaz olacaktır. Hangi meslek gurubundan olursa olsun, herkesin kendine&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/ertelemek/">Ertelemek</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong><em>&#8220;Hemen hemen hepimiz bir koşturmanın içerisinde sürekli bir yerlere yetişmeye çalıyoruz. Yada yetişemediğimiz den dert yakınıyoruz. Yoldan şuan da herhangi birini çevirip sorsanız, hayatın bütün yükünün onun omuzlarına yüklendiği sitemini duymanız kaçınılmaz olacaktır. Hangi meslek gurubundan olursa olsun, herkesin kendine göre bir telaşı mevcut bu hayatta. Kimisinin belki daha çokken kimisinin telaşının daha az olması ne yazık ki sorumluluğunu azaltmıyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu koşturma ve telaş içerisinde hepimizin yaptığı fakat sonrasında kendisini en derin pişmanlıkların içerisinde bulduğu bir şey var. Ne diye sorarsanız eğer pek tabi ki ertelemek! Peki neden erteliyoruz? Sonunda zorda kalacağımızı bildiğimiz halde kendimize neden bunu yapıyoruz? Muhtemelen çoğumuz kısa aralıklarla bu soruyu kendimize soruyoruz. Aslında cevabının yine kendimizde olduğu bu soruyu yanıtlamak çokta zor olmayacaktır. Bunun birden fazla sebebi var elbette.&#8221;</em></strong></p></blockquote>
<p>Öncelikle bu sebepler tamamen karakterinizle alakalı. Karakterleri başlıklar altına inceleyelim:</p>
<h2>Hayır-sız-lar</h2>
<p><strong><img decoding="async" class="size-medium wp-image-254 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/140820141546155562122-300x179.jpg" alt="" width="300" height="179" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/140820141546155562122-300x179.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/140820141546155562122.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />a)-</strong>Bu gurubun insanı hayır diyemeyen bir yapıya sahip olduğundan, kendisine söylenen her şeyi yapmaya programlıymış gibi hareket eder. Tamamen kendinden ödün vererek yüklendiği sorumlulukların bir süre sonra altında ezileceğinden, ertelemek onun için diğer meseleyi halletmek adına zaman kazanma yoludur. Çünkü kimseyi kırmak istemez ve yapabileceğinden fazla sorumluluğu yapmak için kendini fazlasıyla zorlar. Tamamen kendinden ödün vermeye programlı bu gurup, yetişemediği için erteler. Kısacası onun için mecburiyetten öteye geçemeyen bir durum olmaktadır bu.</p>
<h2>Kaçak-lar</h2>
<p><strong><img decoding="async" class="size-medium wp-image-256 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/headline-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/headline-300x150.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/headline.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />b)-</strong>Bu guruptaki insanlar tamamen birinci guruptan farklı olarak erteleme çıkış kapısını kullanır. Yaptıkları yada yapacakları işi sevmediklerinden, onlara göre ne kadar geç yapılırsa o kadar iyi mantığı vardır. Aslında bu bir nevi yapılacak işten kaçmaktır. Ama tabi ki neticede ne kadar kaçmış olurlarsa olsunlar, kaçınılmaz son yine onları kucaklayacaktır.</p>
<h2></h2>
<h2>Dünyayı ben mi kurtaracağım-cı-lar</h2>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-258 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/images.jpg" alt="" width="226" height="223" />c)-</strong>Bu gurup ise yukarıdaki iki guruptan  alakasız olarak sadece tembellikten dolayı bu yola başvurur. Nasılsa zaman var, sonra yaparım, sonra kesin yaparım diye diye sonunda da hüsrana uğramaları ne yazık ki beklenen bir sonuç olacaktır. Muhtemelen bu sonun kendileri de bilincinde olarak hareket ederler. İşi en son zaman dilimine erteleyip, sona geldikten sonra da ben zaten bu kadar sürede yapamam diyerek yenilgiyi en başından kabul ederler.</p>
<h2>Artık çok geç-çiler</h2>
<p><strong>e)-</strong>Bu gurup diğer guruplardan farklı olarak, yaşamayı ret edenlerdir.  Çocukluğunu gençlik hayalleri için yaşamayı ertelemiş, gençliğini iyi bir hayat sürebilmem için maddi gücümü elde edeyim diyerek ertelemiş ve artık ömrün son demi olan yaşlılığını da bunlara eyvah ederek geçirenlerdir. Veyahutta sevdiğini söylemeyi zaman var nasılsa diye ertelemiş, öfkelenmiş, küsmüş, sevinmiş insana ve insanca yaşamaya dair bütün duyguları içine hapsetmiş, zamana bırakarak ertelemiş olanlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-257 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/ertelemek-sevmeyi-bile-300x167.jpg" alt="" width="405" height="225" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/ertelemek-sevmeyi-bile-300x167.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/09/ertelemek-sevmeyi-bile.jpg 720w" sizes="(max-width: 405px) 100vw, 405px" /></p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;Halbuki hayat bu kadar uzun değil ve ne yazık ki insanoğlu ölümsüz değil&#8230; Hangi duygu fırtınası kuşatmışsa kalbinizi onu yaşamayı ertelemeyin. Yaşadığınız acı ise eğer onu yaşamayı başka bir zamana ertelemeniz ağrısını dindirmeyecek. Bırakın yaşayın geçsin ve bitsin. Sevginizi en derinde yaşayın. Paylaşmaktan korkmayın. Annenize, babanıza, çocuğunuza, kardeşiniz veya dostunuza, sevdiğiniz insana, evcil hayvanınıza hatta ve hatta kendinize sevdiğinizi söylemeyi ertelemeyin, Çünkü yarın çok geç olabilir ve hayat erteleyecek kadar uzun değil. Ertelediğiniz her duygu, her kavuşma, her sarılma ve söylenmemiş her söz ilerde pişmanlığınız olacaktır..&#8221;</em></strong></p></blockquote><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/ertelemek/">Ertelemek</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/ertelemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Affedebilmek&#8230;</title>
		<link>https://zubeydeli.com/affedebilmek/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/affedebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2017 18:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[Affetmek bir seçimdir]]></category>
		<category><![CDATA[birini affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hata]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[insanın kendini affetmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affettirmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kör kuyu]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Affedebilmek&#8230;  İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya oldukça müsaittir. Her ne kadar eşrefi mahluk olarak yaratılmış olsa da, yüce yaratıcının kudreti karşısında aciz olduğunun farkında olsun diye bu şekilde yaratılmıştır. Hataya müsait olan insan fıtratı yine hatasının farkına vararak, kendini bulma yoluna gidebilir.&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/affedebilmek/">Affedebilmek…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Affedebilmek&#8230;</h1>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-200 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/large-323-300x171.jpg" alt="" width="314" height="179" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/large-323-300x171.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/large-323.jpg 350w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" /><strong> İnsan yaratılışı gereği hata yapmaya oldukça müsaittir.</strong> Her ne kadar eşrefi mahluk olarak yaratılmış olsa da, yüce yaratıcının kudreti karşısında aciz olduğunun farkında olsun diye bu şekilde yaratılmıştır.</p>
<p><strong>Hataya müsait</strong> olan insan fıtratı yine hatasının farkına vararak, kendini bulma yoluna gidebilir. Hatalarından ders çıkarmayı bilen bir birey, en derin yıkımları bile hayatına tecrübe olarak döndürebilir. Bu nedenle hatada ısrarcı olmak yerine, özür dilemenin tarifsiz huzuruna ulaşmak, hem kişiyi vicdan azabından kurtaracak hemde hatasından dolayı zarar gören tarafın bir nebze olsun içini rahatlatmaya vesile olacaktır. Yeter ki özürle telafi edilebilecek bir hata olsun.</p>
<p><strong>Madalyonun öteki yüzüne döndüğümüz zaman, yapılan yanlıştan dolayı üzülmüş, kırılmış, incinmiş ve belkide derin yaralar almış kişi için durum oldukça zordur</strong>. Ya kendine acı vermeye devam ederek bu hatanın gölgesini hayatının üzerinde daim kılacak, yada ruhunu özgür bırakacak yani affedecektir.</p>
<p><strong>Affetmenin sözlük anlamı</strong>, yapılan bir hatanın üzerinde durmayarak hoş görülü davranmak demektir. Bu oldukça büyük bir gönül ve tevazu gerektirir. Peki bu denli büyük bir gönüle sahip miyiz, yada ne kadar affedebiliyoruz?</p>
<p>Affetmek sadece sözde olduğu zaman,&#8221;<em><strong> tamam özrün kabul edildi seni affediyorum</strong></em>&#8221; deyip, bunu fiile geçirmediğimiz de bu yanlışın esiri oluruz. Bize yapılan yanlış, içimizi adeta bir kurt gibi her geçen gün kemirir ve kızgınlığımızın nefrete dönüşmesine sebep olur.<strong> Nefret de intikam</strong> duygusunu besleyeceğinden, bu dürtü bizi içinden çıkılması imkansız bir dehlize sürükleyecektir. Oysa biz affetmemişmiydik?<strong> Affediyorum</strong> dememişmiydik?</p>
<p><strong>Bu noktada dilimizle kalbimizi</strong> aynı senkronizasyonla hareket ettirememiş,  affetme erdemini sadece dilimize yüklemiş, içimizdeki intikam ateşini de bir yandan körüklemeye devam etmişiz demektir. Peki bu davranışımızla <strong>ne kadar samimiyiz? </strong></p>
<p>Neden bu hatayı <strong>bütün bir yaşam boyunca</strong> boynumuza yük ederek esiri olalım ki? Gerçekten karşımızdaki sevdiğimiz bir kişi ise, neden <strong>kısasa kısas</strong> yaparak canını yakalım? Ya o bilinçsiz bu eylemi gerçekleştirmişse, neden aynı yerden hemde bilinçli olarak canını yakalım? Yada hatasından dolayı müzdarip olduğumuz kişi gerçekten nefretimize layık biriyse, neden hayatımızı ona nefret duyarak ve kahrolarak harcayayım? Onun yanlışına karşı gecelerimizden uykuyu, gündüzlerimizden umudu niçin kaldıralım? Neden canımızı yine yeniden her gün aynı yerinden yakmasına izin verelim?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-199 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/137715-3-4-ddb0b-300x216.jpg" alt="" width="318" height="229" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/137715-3-4-ddb0b-300x216.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/137715-3-4-ddb0b.jpg 333w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" /><strong>Ruhunuzu içinden çıkılmaz karanlık</strong> ve kör kuyulara atmayı bırakın. Affetmenin tarifsiz tadına vararak özgürlüğün tanıdı çıkarın. <strong>Affettikçe yükselecek</strong>, yükseldikçe huzura ereceksiniz. Ömrünüzü size yapılan hatayı pranga gibi ayağınızda taşıyarak geçiremezsiniz. <strong>Unutmayın ki affetmek bir seçimdir.</strong> Hem de ruhunuzu özgürleştiren bir seçim.</p>
<p><em><strong>Affedin,,,</strong></em></p>
<p><em><strong>Dilinizle değil, kalbinizle, ruhunuzla, bütün bir benliğinizle beraber affedin.</strong></em></p>
<p><em><strong>Ruhunuzu huzura erdirin.</strong></em></p>
<p><em><strong>Sonrada affettiğiniz için kendinizi affedin&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>Daha mutlu ve daha huzurlu olmanız temennisiyle</strong></em>.</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/affedebilmek/">Affedebilmek…</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/affedebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmin Çarkı</title>
		<link>https://zubeydeli.com/kapitalizmin-carki/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/kapitalizmin-carki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Avcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2017 16:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Denge bilekliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalist sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm nedir kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Sitres çarkı]]></category>
		<category><![CDATA[stres çarkı fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[stres çarkı yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[stres çarkı zararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zubeydeli.com/?p=153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kapitalizm nedir? Kapitalizm; sizi aslında ihtiyacınız olmayan bir şeye, muhtaç olduğunuza  inandırarak bundan nemalanan bir sistemdir. Yani önce ihtiyaç hasıl eder, sonrada o ihtiyacı kendi üretimi ile ortadan kaldırır. Günümüzde birçok kullandığımız gerekli veya gereksiz ürünün ortak noktası kapitalist sistemdir. Hani&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/kapitalizmin-carki/">Kapitalizmin Çarkı</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-154 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/indir.jpg" alt="" width="285" height="213" />Kapitalizm nedir?</h1>
<p><strong>Kapitalizm;</strong> sizi aslında ihtiyacınız olmayan bir şeye, muhtaç olduğunuza  inandırarak bundan nemalanan bir sistemdir. Yani önce ihtiyaç hasıl eder, sonrada o ihtiyacı kendi üretimi ile ortadan kaldırır. Günümüzde birçok kullandığımız gerekli veya gereksiz ürünün ortak noktası <strong>kapitalist sistemdir.</strong> Hani ortada ilaç şirketleri ile alakalı bir çok rivayet dolanır ya;</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Önce hastalığı insanlara yayıp sonra panzehirini bulduklarına inandırarak bunu bir lütufmuş gibi piyasaya sunarlar diye&#8221;,</strong> heh bu sistem tamda bu işte.</p></blockquote>
<p>Peki kapitalist sistem son dönemde bize olmayan hangi ihtiyacımızı satıyor? Tabi ki herkesçe  malum olan stres çarkını. Bu üründen bihaber olmanız çok zor bir olasılık çünkü virüs gibi her yere yayılmış durumda. Gerçi bende yeğenim vasıtasıyla tanıdım kendilerini.</p>
<blockquote><p><strong><em> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-155 alignleft" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/Stres-Carki-Yerli-resim-8178.jpg" alt="" width="328" height="328" srcset="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/Stres-Carki-Yerli-resim-8178.jpg 300w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/Stres-Carki-Yerli-resim-8178-150x150.jpg 150w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/Stres-Carki-Yerli-resim-8178-160x160.jpg 160w, https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/Stres-Carki-Yerli-resim-8178-320x320.jpg 320w" sizes="(max-width: 328px) 100vw, 328px" />Daha 12 yaşında okuldan geldi ve biriktirdiği harçlıklarını </em></strong><em>(kim bilir ne kadar zamanda topladı)</em><em> </em><strong><em>aldı telaşla gitti, Sonra parası çıkışmamış eve geldip parasını tamamlayıp  tekrar gitti.  Böyle böyle bi üç tur attı. Bakkala git ekmek al desen bin bir bahane bulur gitmemek için. Neyse geldi sonunda teyze bakk dedi elindekini bir mucizeymiş gibi göstererek. Bu ne dedim; stres çarkı dedi. Ne işe yarıyor dedim? Dönüyor dedi. Eee sonra dönünce ne oluyor dedim, bir şey olmuyor sadece dönüyor dedi. Alla alla bir dönen şeye baktım bir çocuğa baktım, çokta mutlu üzmeyeyim diye hayırlı olsun güle güle kullan dedim, dedim ama içimden de ben senin olmayan stresini yerim, 12 yaşında ne stresi allasen bi büyü bak ne çarklar görürsün diyede geçirmedim değil. He bir ikide döndürdüm tabi baktım daha çok strese giriyorum bıraktım hemen.</em></strong></p></blockquote>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-156 alignright" src="https://zubeydeli.com/wp-content/uploads/2017/05/images.jpg" alt="" width="318" height="170" />Şimdi kapitalizm</strong> bu uydurduğu icadı bize satmak için ne yaptı? Önce bizi strese soktu, sonrada  al bak bu döndükçe sende stres kalmaz yalanıyla uyuttu. Bizde buna inanarak başladık döndürmeye. <strong>Dön baba dönelim. </strong>Bundan evvel bu sistem bizi neye ihtiyacımız olduğuna inandırmıştı,<strong> stres bilekliğine.</strong>  Ve bir dönem bu saçma aleti takmayan bilek neredeyse kalmamıştı. Sonra başka ne vardı?<strong> Denge bilekliği.</strong> Yani siz dengesizsiniz ben <strong>size ayar çekeyim demenin kibarcasına para vermedik mi?</strong> Eee ne oldu bunlara?  Hani bileklik olmadan da gayet dengede yaşayabiliyoruz. İyide o zaman biz hangi olmayan ihtiyacımıza para ödedik ve neden böyle bir ihtiyaç hissettik? <strong>Çünkü sistem bize bunu dayattı ve bizde buna inandık. </strong></p>
<p>İnanmanın yanı sıra sorgulamadık da. <strong>Özellikle  çocuklar ve gençlerin</strong> hangi boşluktan dolayı böyle oyuncaklara ihtiyaç duyduklarını düşünemedik. Peki yeni nesilde ki bu eksiklik için elimizi taşın altına koyabildik mi? Hayır onu da yapmadık. O zaman bu sisteme itiraz hakkımız var mı? <strong>Maalesef bu sisteme sayarak ve söverek itiraz</strong> <strong>etme</strong> <strong>hakkına sahip değiliz.</strong> O halde ne yapmalıyız? Yapmamız gereken şey gayet açık. Yeni neslin hayatındaki boşluğu doldurmak. Bu şekilde hem  onları, hem kendimizi ve hemde   bütün bir toplumu kurtarabiliriz. Çark döndüren gençlik yerine, kendinin bilincinde, bir hiç değilde bir birey olduğunun farkına varmış<strong> tesbih çeken bir gençlik olsa</strong> bu durumda kim  kaybeder <strong>kapitalist sistemden</strong> başka.</p>
<p>Peki  bunlardan bana ne,<strong> ille de bende stresten kurtulayım</strong>, bundan bir tane de ben edineyim ama iyi bir şey olsun malum stresim fazla diyor iseniz, baştan diyeyim o zaman biraz<strong> gözünüzü karartmanız</strong> lazım. Fiyat aralığı 12 liradan başlayarak 1000 tl.&#8217;ye kadar <strong>her bütçe ve kesime göre değişiyor.</strong>  Eee zenginin stresiyle fakirin stresi aynı şekilde dönecek değil ya. Bütçen ne kadarsa o kadar döner. <strong>Ne kadar ekmek o kadar köfte canım.</strong> Malum bizde de bir şey moda olmaya da görsün, gerekirse yemekten kısılarak mutlaka alınır.  Aldıktan sonra  artık siz stresinizi mi, döndürürsünüz<strong> yoksa sistem sizi mi döndürür orasını bilemem</strong>. Benden bu kadar.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/kapitalizmin-carki/">Kapitalizmin Çarkı</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/kapitalizmin-carki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Geçilmez!</title>
		<link>https://zubeydeli.com/canakkale-gecilmez/</link>
					<comments>https://zubeydeli.com/canakkale-gecilmez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[avreka]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 May 2017 10:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biraz Mola]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale geçilmez]]></category>
		<category><![CDATA[kadın blog]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde avcı]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde blog]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyde çeri]]></category>
		<category><![CDATA[zübeydeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.zubeydeli.com/?p=12</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir hilal uğruna yarab Ne güneşler batıyor..!&#8221; İnsan yaşattıkları destana mı,ölümü öldürmelerine mi, yoksa ruhlarının naifliğine mi hayran kalacağını şaşırıyor.Şu mektuptaki hoşluk,güzellik, naiflik zamanımızda kimde var? Şehadete doğru ilerlediği yolda, vedasını yazarken şu seçilen cümlelerin kelimelerin güzelliği&#8230; &#8220;Sebebb-i hayatım&#8221;nasıl hoş&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://zubeydeli.com/canakkale-gecilmez/">Çanakkale Geçilmez!</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bir hilal uğruna yarab<br />
Ne güneşler batıyor..!&#8221;<br />
İnsan yaşattıkları destana mı,ölümü öldürmelerine mi, yoksa ruhlarının naifliğine mi hayran kalacağını şaşırıyor.Şu mektuptaki hoşluk,güzellik, naiflik zamanımızda kimde var?<br />
Şehadete doğru ilerlediği yolda, vedasını yazarken şu seçilen cümlelerin kelimelerin güzelliği&#8230;<br />
&#8220;Sebebb-i hayatım&#8221;nasıl hoş bir sıfattır öyle. Her defasında annesini, babasını, eşini ayrı ayrı zikretmek; her birini ayrı ayrı muhattap almak&#8230;<span class="text_exposed_show"><br />
Ne ara bu kadar asimile olduk sorusunu sormadan edemiyorum.<br />
Son hecesine kadar okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.<br />
Saygı, şükran, minnetle&#8230;<br />
<a class="_58cn" href="https://www.facebook.com/hashtag/%C3%A7anakkalege%C3%A7ilmez?source=feed_text&amp;story_id=998068286991646" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;*N&quot;,&quot;type&quot;:104}"><span class="_5afx"><span class="_58cl _5afz">#</span><span class="_58cm">çanakkalegeçilmez</span></span></a></span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Pazartesi, 31 Mayıs, 1915<br />
Sebeb-i hayatım, feyz-i velinimetim. Sevgili peder valideme,Babacığım, validecigim.Arıburnu&#8217;nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti. Hamdolsun kurtuldum.Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hâtıra olmak üzere, şu yazılarımı yazıyorum.Hamdüsenâlar olsun Cenâb-ı Hakk&#8217;a ki beni bu rütbeye kadar eriştirdi. Yine mukadderât-ı ilâhiyye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyz-i nf &#8216;atım ve hayâtım oldunuz.Cenâb-ı Hakk&#8217;a ve sizlere çok teşekkürler ederim.Sevgili peder ve validecigim. gözbebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih&#8217;ciğimi evvela Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, sonra sizin himayenize emanet ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. Oğlumun tâ&#8217;lim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen gayret ediniz. Servetimizin olmadığı malûmdur. Mümkün olandan başka bir şey isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım kapalı mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü azaltacak şekilde veriniz.Ağlayacak, üzülecek tabii; teselli ediniz&#8230;Sevgili baba ve valideciğim, belki bilmeyerek size karşı birçok kusurda bulunmuşumdur. Beni affediniz&#8230; Ruhumu şad ediniz&#8230; Sevgili hemşirem Lütfiye&#8217;ciğim bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için ve sa&#8217;yimin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet. İlahi mukadderat böyle imiş. Hakkını helâl et. Rûhumu şad et..Ey akraba ve dostlar ve sevenlerim; cümlenize elveda.Cümleniz hakkınızı helâl ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helâl okun, elveda. Elveda, cümlenizi Cenâb-ı Hakk&#8217;a tevdî ve emanet ediyorum. Ebediyyen Allah&#8217;a ısmarladım, sevgili peder ve validecigim.Oğlunuz Mehmet Tevfik<br />
(Yüzbaşı Mehmet Tevfik mektubu yazdıktan iki hafta sonra şehit oldu.)</p>
</div><p>The post <a href="https://zubeydeli.com/canakkale-gecilmez/">Çanakkale Geçilmez!</a> first appeared on <a href="https://zubeydeli.com">ZübeyDeli</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zubeydeli.com/canakkale-gecilmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
